(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 11.6.1997 gün ve 1996/664 E- 1997/412 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 31.3.1998 gün ve 1997/10287-1998/2351 sayılı ilamı ile (...Davacı vekili davalının dava dışı şirketten olduğunu iddia ettiği (494.115) DM alacağı bilahare bu senedi takibe koyduğu, oysa müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını ileri sürerek, takibin iptalini, senetten dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitin italep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tacir olan davacının attığı imzanın mahiyet ve sonuçlarını bilmesi gerektiğini, davacının senetten dolayı müvekkiline borçlu olduğunu, icra takibine yapılan itiraz konuları dışındaki hususlara dayanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, mubrez belgelere, icra takip dosyasına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı tarafça delil olarak gösterilen dava dışı V.T.G.San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait kasa defterinde gösterilen borçların davacı ile davalı arasındaki borç ilişkisinden kaynaklanmadığı, davacının davalıya şahsen borçlu olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Bizzat davacı taraf, davacının davalıya kişisel bir borcu bulunmadığını, davalının davacı H.B.nin büyük ortağı olduğu V..Tekstil.PAZ.LTD.şti.ne ortak olduğu dönemde tuttuğu gayrıresmi kasa defterine şirkete emaneten verdiğini belirterek kaydını yaptığı TL cinsinden meblağların ilgili tarihlerdeki kurlara göre hesapladığı DM tutarları toplamı (194.115) DM'lik senedi alelacele davacıya imzalattırdığı, şirket adına senedi imzalayan davacının henüz şirket kaşesi ve unvanını imzası altına yazmaya fırsat bulamadan davalının bu senedi alıp bilahare davacı aleyhine takibe giriştiğini beyan etmiştir. Davalı taraf, senedin davacının davalıya olan kişisel borcundan dolayı keşide edildiğini, dava dışı anılan şirketle ilgisi bulunmadığını iddia etmiş ise de bu iddiasını ispatlayamamıştır. Bu bakımdan, senede konu borcun dava dışı şirkete ait olduğu yolundaki mahkemece yapılan tespit ve kabul yerindedir. Ancak, borçlu durumundaki şirketin büyük ortağı ve tek temsilcisi olan davacının bu senedi şirket unvanı ve kaşesi olmaksızın imzalanmış olmasından hareketle, davacının bu borcu şirket temsilcisi sıfatıyla benimseyip üstlenerek davalı lehtar nezdinde bu inanç ve kanıyı yarattığından, davacının davalının şirketten olan alacağından sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle davalının şirketten alacağı bulunup bulunmadığı, varsa miktarı belirlenerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.10.1998 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy