(818 S. K. m. 118, 122)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Amasya Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 23.9.1997 gün ve 1995/175 - 1997/216 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.1.1998 gün ve 1997/9475 - 1998/69 sayılı ilamı;
(... Davacı vekili davalının kooperatif başkanlığı görevi nedeniyle 1992 yılı içinde aylık 1.000.000.- lira huzur hakkı ücretinin tümünü almasına rağmen, Haziran 1992 tarihinde yönetim kurulu başkanlığından alındığından yılın geriye kalan bölümü için davacıya fazla ödenen 6.500.000.- liranın ihtar tarihi olan 10.8.1992 gününden itibaren %54 faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı yanıtında, kooperatife bir kısım harcamaları olduğunu, kooperatifin alacaklı olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar Dairemizin 20.1.1995 gün ve 95/42 - 1471 sayılı ilamıyla bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davalının borcunun 6.500.000.- lira olduğu, buna karşılık davacı kooperatiften 7.903.562.- lira alacaklı bulunduğu, bu durumda, davalının davacı kooperatife borcu bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin 20.2.1995 gün ve 95/42 - 1471 sayılı bozma ilamında uyulduğu halde, bozma ilamının 2 nolu bendi gereği yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, anılan bozma ilamında davalının takas mahsup savunması olmadığı da gözönüne alınarak davalının yönetim kurulu başkanı olarak aldığı huzur hakkı üzerinden dolayı sorumlu olduğu miktar belirlenerek denildiği halde, işbu kararda da, yeniden takas işlemi yapılarak davalının reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy