(2004 S. K. m. 33)
Dava: Taraflar arasındaki "icranın geri bırakılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Pendik icra Tetkik Mercii Hakimliince davanın incelenmesi davacı vekili tarafındn istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk kesinleşmesinden sonra İİK.nun 71/son maddesi doğrultusunda ileri sürülen borcun zamanaşımına uğradığı itaraz anılan maddenin göndermede bulunduğu 53/a maddesi itirazı belirli bir süre bağlamadığından somut olaydaki itiraz da dairemizin süreklilik arzeden uygulamalarına göre süreye tabi değlidir. Mercice borçlunun zamanaşımı itarazı incelenerek oluşacak sonuca göre, bir karar verilmesi gerekirken istemin süre yönnüden reddine karra verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı Borçlu vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun /1/2 ve 33 a maddesine dayanılarak açılmış, zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılması isteğine ilişkindir.
Tetkik mercii isteği, borçlunun son muameleyi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içnde başvurmadığı gerekçesiyle süre yönünden reddetmiştir.
Özel Daire, bu tür isteklerin süreye tabi olmadığı, borçlunun zamanaşımı itirazının incelenmesi gerektiği noktasından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 71. maddesinin ikinci fıkrasında; "Borçlu, takibin tesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33 a maddesi hükmü kıyasen uygulanır" hükmü yeralmakta, 33 a maddesinin birinci fıkrasında ise; "ilamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra tetkik mercii tarafınadn resmi vesiaklara müstaeniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir" denilmekketir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da; "alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğini kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder" sözlerine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere, borçlunun İİK.nun 71. maddesine dayanan isteminin incelenebilmesi, bu istemin belli bir süre yönünden bir hüküm mevcut değildi. Yine 71.maddede yollamada bulunulan 33 a maddesinde borçlu için herhangi bir başvuru süresi de yer almamaktadır. İkinci fıkradaki 7 günlük sürenin olanak yoktur. Diğer taraftan, aynı Kanunun 33. maddesindeki 7 günlük sürenin 71. maddede bu maddeye atıf olmadığı için 71.madde yönünden uygulanması da düşünülemez.
Esasen Kanunun öngörmedeği bir hak düşürücü sürenin yorum yoluyla var kabul edilmesi hak arama özgürlüğüne aykırı düşer (Anayasa Madde 36),
Alacaklıların diğer takip yollarına nazaran daha ayrıcalıklı tuttuğu ilamlı icrada dahi takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımına dayanan icranın geri bırakılması istemleri her zaman (İİK.nun 33/11) yapılabileceğine göre, ilamsız takiplerde de evleviyetle her zaman yapılabileceğinin kabulü gerekir. Şu durum karşısında merciin; davacının talebini, son işlemi öğrendiği tarihten itibaren 7 gün içinde yapmadığı gerekçesiyle, reddetmesi yukarıda açıklanan hususlar karşısında doğru değildir. Borçlunun zamanaşımı itirazı incelenerek oluşacak sonca göre bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle; Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temiyz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 04.11.1998 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy