(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması ve takibin devamı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 7.7.1997 gün ve 131 - 603 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 10.11.1997 gün ve 1997/8373 - 8951 sayılı ilamı;
(... Davacı, davalıya harici belge ile daire sattığını, satış bedelinden 50.000.000.- TL. alacağı kaldığını belirterek, başlatmış olduğu takibe yapılan itirazın iptalini, %40 inkar tazminatının ödetilmesini istemiştir.
Davalı borcunun tamamen ödendiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Ferağdan önce taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 18.2.1994 günü harici satış sözleşmesinde taşınmazın 550.000.000.- TL.ya satıldığı ve 500.000.000.- TL. sının peşin ödendiği geri kalan 50.000.000.- TL. sının ferağdan sonra 15.4.1994 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı bu sözleşmeye uygun biçimde 8.3.1994 tarihinde sattığı taşınmazın ferağını vermiştir. Sonradan tapu memuru önünde yapılan ikinci sözleşme birincisini değiştirir nitelikte olmadığı gibi, davalı geri kalan borcu bulunan 50.000.000.- TL.yı da ödediğini yasal delillerle ispat edememiştir. Bu durumda davacının iddia ettiği gibi itirazın iptaline karar verilmesi gerekir. Ne varki davalı verdiği cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığına göre bu konuda davacıya bir and yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece akit tablosuna yanlış anlam verilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir ve bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 7.10.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy