(3621 S. K. m. 5, 9)
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Kocaeli Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28/3/1996 gün ve 1989/126 E-1996/12 K. Sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/2/1997 gün ve 1997/211-887 sayılı ilamı ile; (...Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında özetle; Ağustos 1294 tarihli kök tapu ile bunun ifrazından meydana gelen tapular mahallini bilen yaşlı ve tarafsız kişilerle ve fen bilirkişisi huzuriyle gereği gibi uygulanmalı, ifraz krokisi mümkün olduğu ölçüde tatbik edilmeli, sıhhatli değilse şeklinden yararlanılmalı, ifraz tarihindeki sınırlar böylece saptanmalı, tapular kapsamı belirlenmeli, fiili durumdan ve taraflar ikame edilecek tanık sözlerinden de yararlanılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm Emine Zehra Turan ve arkadaşları, İzmit Büyükşehir Belediyesi, S. S. Körfez Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tesbite esas alınan tapu kayıtları ve intikalleri kapsamında kaldıkları yerinde yapılan keşif, uygulama ve bilirkişi sözleriyle saptandığı gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Dayanak tapu kaydının bir sınırı Lebiderya okuduğuna göre, kayıt kapsamının belirlenmesi yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi zorunludur. Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünün 21 Kasım 1994 gün 3738 sayılı yazılarında idarece oluşturulan onaylı kıyı kenar çizgilerini içeren 1/1000 ölçekli harita paftalarının gönderildiği bildirilmekle beraber sözü edilen haritaya dosyasında rastlanılmamıştır. İdari makamlarca belirlenen ve kesinleşen kıyı kenar çizgisinin mahkemeleri bağlıyacağında duraksamamak gerekir. Bu bakımdan mahkemece kesinleşen kıyı kenar çizgilerini içeren haritaların getirtilip uzman bilirkişiler aracılığıyla yerine uygulanarak taşınmazların kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bölümleri olup olmadığının saptanmamış olması doğru olmadığı gibi, 13.3.1996 günlü krokide 480 ada 15 parselin (A) ile işaretli 16750 metrekarelik bölümü hakkında sicil oluşturacak biçimde karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Davacılar Emine Zehra Turan ve arkadaşları, Mustafa Bıçak mirasçıları, Hüseyin Zorlu ve arkadaşları ile davalılar S.S.Körfez Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi ve İzmit Büyükşehir Belediye Başkanlığının temyiz itirazları yerindedir, kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda;: mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER: 1- Davacılar Hüseyin zorlu mirasçıları ve ark. Vekili.
2- Davalı Belediye Başk. Vekili
3- Davalı S.S. İzmit Körfez Küçük San. Sit. Kop. vekili
4- Davalı E. Zehra Turan ve paydaşları vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tesbitine itirazdır.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık kıyı kenar çizgisinin saptanması, yöntem ve kapsamının belirlenmesinde toplanmaktadır. Mahkemece dava konusu taşınmazların bir bölümünün 13.3.1972 tarih 7/4 sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca jeolog bilirkişi tarafından saptanan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Özel Dairece 3621 sayılı Kanunun 5 ve 9 maddelerine göre, belirlenen kıyı kenar çizgisine ait kara ve haritaların araştırılarak uygulanması ve sonucuna göre, karar verilmesi gereğine işaretle mahkeme kararı bozulmuştur.
Oysa, kural olarak mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi görevinin adli yargı yerine ait olduğu...; ancak 3621 sayılı Kıyı Kanununun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idari yargı tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin saptanması gerektiği aksi halde 3621 sayılı kanun ile 13/3/1972 tarih ve 7/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararındaki kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı kenar çizgisinin mahkeme tarafından belirlenmesi 28/10/1997 gün 1996/5 Esas, 1997/3 Karar sayılı İnançları Birleştirme Kararı gereğidir.
O nedenle az yukarıda açıklanan Yargıtay İnançları Birleştirme Kararına uygun işlem ve araştırma yapılarak hüküm kurulmak üzere yerel mahkemenin direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyize den taraf vekillerini temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.05.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy