(3402 S. K. m. 20/A, 45) (6831 S. K. m. 2/B)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uzunköprü Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 9/4/1997 gün ve 282 E. 288 K. Sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11/12/1997 gün ve 6140 E. 6062 K. Sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında 117 ada 90, 91 parsel sayılı 8109, 3889 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar 4753 sayılı kanuna göre oluşan davacıya ait Mart 1989 tarih 63 sıra nolu tapu kaydı kapsamında ise de Orman Kanunu'nun 2/B maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiştir: Askı ilan süresi içinde davacı tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parsellerin davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olduğu, bu tür yerler için oluşturulan tapu kaydının hüküm ifade etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi davacının dayandığı tapu kaydının taşınmazlara ait bulunduğunu haber verdiği gibi bu yön mahkemenin de kabulündedir. Davacının dayandığı 22.3.1989 tarih 63 nolu kaydın ilk geldiği Eylül 1953 tarih 249 numaralı tapu kaydının sınırları Şarken ve Şimalen mera, Garben çatak, Cenuben çatak ve tarla yolu okumakla olup 4753 ve 5618 sayılı Yasa hükümleri uyarınca oluşturulmuştur. Kaydın evrak müsbitesi arasında haritası bulunduğuna göre 34702 sayılı Kadastro Yasasının 20/A maddesi uyarınca kayıt kapsamının harita, plan ve krokiye değer verilerek belirlenmesi gerekir. Aynı yasanın 45. maddesinde orman dışına çıkarılan alanlarda toprak tevzi yoluyla verilen yerlerin başka bir koşul aranmadan hak sahipleri adına tespit ve tescil edileceği öngörülmüştür. Sözü edilen madde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal olmadığına göre tapu kaydına değer verilmesi gerektiğinde duraksamamak gerekir. Mahkemece bu yönlerin göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması, doğru değildir.
O halde, öncelikle taşınmazların bulunduğu yer ve yöre ile ilgili orman tahdidi ve 2/B uygulamasının yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihte yapılıp kesinleştiği merciinden sorulup tutanak ve haritaları getirtilmeli, Eylül 1953 tarih 249 nolu tapu kaydının gittikleri olan Ekim 1953 tarih 487 ve 597 nolu tapu kayıtlarının varsa ifraz haritaları merciinden istenilmeli, yerinde yeniden keşif yapılarak tapu kayıtları ve haritaları gereği gibi yerlerine uygulanarak kapsamları belirlenmeli varsa kesinleşen orman tahdit ve 2/B uygulaması ile ilgili haritalar uzman bilirkişi aracılığı ile yerine uygulanmak suretiyle taşınmazların orman sınırları içinde kalıp kalmadığı ya da 2/B sonucu orman sınırı dışına çıkarılıp çıkarılmadığı saptanmalı, keşfi ve uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde teknik bilirkişisine kroki düzenlettirilmeli, tapu kaydı kapsamında kalıp orman sınırı dışına çıkarılan yerlerin 3402 sayılı yasanın 45. maddesi uyarınca kayıt maliki ya da mirasçıları adına tescil edileceği düşünülmeli, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 03.06.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy