(743 S. K. m. 618, 639, 644, 645) (3402 S. K. m. 14, 25) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz, men'i müdahale kâl" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Merzifon Kadastro Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 5.6.1996 gün ve 1996/1-8 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 29.11.1996 gün ve 1996/5931-6241 sayılı ilamı;
(...Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında davalı Mehmet Ali Akça'nın dayandığı 29.7.1976 gün 80 sayılı tapu kaydı ve dayanağı haritanın yerel ve teknik bilirkişi aracılığı ile gereği gibi yerine uygulanması, kaydın revizyon gördüğü 5 nolu parselin de göz önünde tutulması ve kâl davalarının kadastro mahkemesinin görevi dışında bulunduğuna değinilmiştir. Davalının dayandığı 4.4.1975 tarih 1974/300 esas, 1975/96 karar sayılı tescil ilamı ile oluşan 230 metrekare yüzölçümündeki tapu kaydının kuzey sınırı belediyeye ait boşluk olarak gösterilmiştir. Tapu kaydı komşu çekişmesiz 5 sayılı parsele miktarıyla uygulanmıştır. Kayıt miktar fazlasını oluşturan çekişmeli parsel üzerinde tescil davası tarihi ile kadastro tespitinin yapıldığı tarihine kadar olan zilyetlik süresi 20 yıla ulaşmadığından davanın kabulüne ve taşınmazın davacı belediye adına tesciline karar verilmesi gerekirken tanık ve bilirkişi sözlerine üstünlük tanınmak suretiyle davanın red edilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava men'i müdahale ve kâl davasıdır.
Direnme kararı yoluyla temyiz edenin talebi de göz önüne alındığında Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
Davacı belediye, taşınmazın boşluk iken davalının bina yapmak suretiyle müdahale ettiğinden müdahalenin men'i ve binanın kâl'ini istemiş, davalı ise babasından kalma yere zilyed olduğunu savunmuştur.
Ancak; davacı belediye ile davalının da taraf oldukları 4.4.1975 tarih 1974/300 esas 1975/96 karar sayılı tescil davasında davanın kısmen kabul ve reddine karar verilerek taşınmazın güneyinde kalan 230 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tapuya tesciline ve fazlaya ait dava konusu edilen yer içinde kalan 36 metrekarelik bölümünün, öncesinin Hazine ve belediye boşluğu olmakla e feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar 29.7.1976 tarihinde kesinleşmiştir.
Dava edilen taşınmaz içinde kalan ve yerin belediye boşluğu olduğuna dair hükmün davalıyı bağlayacağı kuşkusuzdur.
Ancak taşınmazın öncesi tapusuzdur. Hukuksal niteliği itibarıyla zilyedlik ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi mümkün yerlerden bulunduğu anlaşılmakta ise de davalının zilyed olduğunu ileri sürdüğü ve bina yapılan yerin güneyinde bulunan 5 parsele revizyon gören 4.4.1975 tarih 1974/300 esas 1975/96 karar sayılı tescil ilamı ile oluşan 29.9.1976 gün ve 80 nolu tapu kaydının kuzey sınırındaki nizalı yer belediyeye ait boşluk olarak gösterilmiştir.
Bu durumda; olayda taşınmazın öncesinin belediye boşluğu olduğuna dair mahkeme kararının kesinleştiği 29.7.1976 tarihinden, men'i müdahale ve kâl davasının açıldığı ve kadastro tespitinin yapıldığı 3.12.1981 tarihine kadar geçen süre içinde Medeni Yasa'nın 639/1 e 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 14. maddesinde öngörülen koşulların davalı lehine oluşmadığından davanın kabulü ile taşınmazın davacı belediye adına tescili ile davalının müdahalesinin men'ine karar verilmesi gerekir.
Bu yönler gözetilmeksizin az yukarıda açıklandığı üzere kesin mahkeme hükmüne ve dosya kapsamına aykırı olarak taşınmazda davalının babasının 50-60 senedir zilyed olduğundan söz edilerek belediyenin davasının reddine, taşınmazın davalı adına müstakilen tapuya tesciline ve 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 25. maddesine göre; men'i müdahale davalarının Kadastro Mahkemesi'nin görevinde kaldığı düşünülmeden, men'i müdahale davalarının Kadastro Mahkemesi'nin görevinde kaldığı düşünülmeden, men'i müdahale davası yönünden de mahkemenin görevsizliğine denilmek suretiyle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Yerel mahkeme kararı açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 02.12.1998 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy