(2942 S. K. m. 11, 15)
Taraflar arasındaki "kamulaştırma bedelini artırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akköy Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 9/9/1996 gün ve 1996/6 E- 75 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 20.3.1997 gün 749-2539 sayılı ilamı ile; (...Mahkemece dava konusu taşınmazın tarım arazisi vasfının kabulü ile buna göre değerlendirme yapılmış olması doğru ise de; Dairemizde aynı gün incelemeye tabi tutulan aynı kamulaştırma işlemine konu diğer dosyalarda (örneğin Akköy Hukuk Mahkemesinin 1996/16-65, Dairemizin 1997/747-2537 sayılı) dava konusu edilen taşınmazların kıymet takdir komisyonunca belirtilen özellikleri (3 sınır tarla) ve takdir edilen m2 değeri aynı olmasına (40.000 TL./m2) rağmen diğer taşınmazlardan farklı özellikleri belirtilmeden anılan dosyadaki bilirkişi raporlarında m2 değeri 102.900 TL. ve 108.850 TL. olduğu halde bu dosyada 108.850 TL/m2 değerli) birinci rapora göre, hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Mahkemece her iki bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın yukarda belirtilen diğer taşınmazlara göre yüksek m2 değer takdir edilmesini gerektirir özellikleri olup olmadığı hususlarının ayrıntılı bir şekilde incelendiği ek raporlar alınıp, aynı kamulaştırma bölgesindeki taşınmazların kamulaştırma bedelleri arasında bir uygunluk olması gerektiği de nazara alınmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklana gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 11.3.1998 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy