(634 S. K. m. 10, 12)
Dava: Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Salihli Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.12.1996 gün ve 201-1270 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 12.6.1997 gün ve 4644-6270 sayılı ilamı ile;
(...HUMK. nun 429. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca dosyanın, yetkili bulunan Salihli Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi ile sonuçlanan 5.3.1993 günlü olup, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında mahkemenin, her bir paydaşın oturduğu bağımsız bölümün kendisine tahsisi sureti ile ve ancak denkleştirme gerek görüldüğü takdirde verilecek ivaz da belirlenerek ana gayrimenkulde kat mülkiyeti tesis edilerek paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece tüm ilgili belgeler dosyaya konulmuş ancak, dosyadaki yazışmalardan anlaşıldığına göre Belediye Başkanlığı inşaatın prim borcu ile ilişiğinin kesildiğine dair belgenin olmamasından dolayı yapı kullanma izin belgesinin düzenlenmediğini bildirmiştir. (9.12.1996 gün ve 556/1785 sayılı yazı)
Dosya içerisindeki diğer yazışmalardan 1969 yılında inşaat ruhsatına uygun olarak inşa edildiği anlaşılan taşınmazın bu inşaat sebebi ile prim borcu olmadığı (SSK. Manisa Sigorta Müdürlüğünün 3.6.1996 gün ve 44787 sayılı yazısı) bildirilmiştir.
Bu durumda binaya oturma izni verilmesinin yasal bir sakıncası yoktur. Ancak, bürokratik bazı eksiklikler sebebi ile oturma izni verilmemiştir.
Mahkemece, yargılama safahatında davacının da kat mülkiyetine geçiş sureti ile paydaşlığın giderilmesine karşı ısrar eden bir tavrı bulunmadığı dikkate alınarak tarafların herhangi birine belediyenin çıkarmış olduğu anlaşılan bir bürokratik engelin, yukarda sözü edilen yazılar uyarınca yapı kullanma izin belgesi verilmesi konusunda belediyeye başvurusu sağlanmalı, bundan sonuç alınmadığı takdirde işlemin kaldırılması için idari yargı merciine başvurmak üzere mehil verilmeli ve idari dava açıldığı takdirde hasıl olacak sonuç dikkate alınarak 12. maddedeki eksiklikler giderilip hükmüne uyulan bozma ilamı gereği yerine getirilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre. Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 14.10.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy