(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 1, 29)
Dava: Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.7.1995 gün ve 1993/1078-1995/501 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25.6.1997 gün ve 1997/227-6599 sayılı ilamı:
(.... Gecikme zammı, faiz niteliğinde olmadığı gibi faiz benzeri alacakta kabul edilemez. Sözleşmelerde kararlaştırılan gecikme zammı hukuki niteliği itibariyle bir borcun gününde ödenmemesi halinde alacaklının gecikme zammı süresince borçluya tanıdığını vade karşılığı belirli bir oranda borca yapılan ilave olup, bu sürede borçlunun temerrüdünden söz edilemez. Somut olayda davalı idarenin asıl alacak ve gecikme zammını hesap ederek vadeli ödeme için aldığı bonolarda da gecikme zammı ve bunun KDV'sinin uygulanmasında bir usulsüzlük yoktur. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde yeterli olmayan bilirkişi görüşüne itibar edilip davanın kabulü isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Somut olayda; Davacı firma ile Gaziantep Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü arasında düzenlenen 9.8.1993 tarihli tutanakla 20.619.783.755 TL Borç üzerinde mutakabakata varılmış ve tutanak altı yetkililerce imzalanmıştır.
Davacı firma ile davalı kurum arasında buna göre düzenlenen hesap cetvelinde ise ana borç, gecikme zammı toplam borç açıkça belirtilmiş ve ödeme tarihlerine göre 8 ay vadeye bağlanan borç miktarı için ödemeler de dahil tüm kalemler belirtilerek ayrıntılı hesap listesi çıkarılmış ve borç toplamının 24.763.564.126 TL. olarak sonuca bağlandığı bu hesap cetveli davacı firma ile davalı kurum yetkilileri tarafından imzalanmıştır. 16.8.1993 tarihinde bu cetvele göre 8 adet bono düzenlenmiş ve davacı firma bu bonoları da imzalayarak, 8 adedini de hiçbir ihtirazi kayıt koymadan ödemiş, daha sonra hesap tarzının doğru olmadığı, bonoların kendisinden elektriğin kesilme tehdidi altında alındığı iddiasıyla iş bu davayı açmıştır.
Tarafların imzalarını havi hesap çetveli bir akdi ilişkin niteliğindedir. Diğer bir anlatımla davacı bu cetvelde yeralan miktarda borcu kabul etmiş, bu cetveldeki imza ile doğrulanan iradesinin fesada uğratıldığına ilişkin bir kanıt da getirememiştir.
O nedenle; bu borç miktarı davacıyı hukuken bağlar. Bu aşamadan sonra davalı kurumun bu miktar alacağa tanıdığı 8 aylık taksitle ödeme karşılığını istemesinde Usul ve Yasa'ya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Kaldı ki, dava konusu miktar sözü edilen hesap cetveli içerisinde açıkça belirtilmiş, davacı da bunu benimseyerek kabul etmiştir.
Hal böyle olunca, davanın reddedilmesi gerekir. Yerel mahkeme kararı açıklanan gerekçelerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy