(743 S. K. m. 134, 137, 162/2)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Samsun Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.5.1996 gün ve 1993/572 - 1996/302 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2.12.1996 gün ve 1996/11691 - 126/2 sayılı ilamı:
(... 1- Süresinde usulüne uygun ön itiraz olarak derdestlik itirazı ileri sürülmediğinden bu yöndeki temyiz itirazları yersizdir.
2- Fiili ayrılık tek başına boşanma sebebi olamaz.
Medeni Kanun'un 134/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanun'un 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi Usul ve Kanun'a aykırıdır.
3- Boşanma davası açılmakla eşlerin ayrı yaşama ve nafaka isteme hakkı doğar (M.K. m.162/2, 137). Kaldı ki istek olmasa bile davanın devamı süresince gerekli tedbirlerin davaya bakan hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) alınması zorunludur (M.K.137). O halde dava tarihinden geçerli olmak üzere, davalı kadın "yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi Usul ve Kanun'a aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 11.12.1998 tarihinde ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy