(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 146) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali ve alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 3.4.1997 tarih ve 1995/873-1997/298 sayılı kararın incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 1.7.1997 tarih ve 1997/5780-7679 sayılı ilamı ile;
(... Taraflar bankada müştereken ve müteselsilen hesap açtıklarına göre hesaba giren paranın müştereken yarı yarıya eşit paylı olarak malikidirler. Taraflardan her biri hesaptan para çekerken, payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hesap sahibine göre borçlu duruma girmektedir. Davalıya alınan Mazda marka otomobilin müşterek hesaptan alınan para ile alındığı da ispatlanmamıştır. O halde belirtilen çerçevede inceleme yapmak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK'nin 2494 sayılı yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, gereği görüşüldü:
Karar: Dava, karı koca arasındaki alacağa ilişkindir.
Davacı, bankadaki ortak hesapta bulunan ve davalı tarafından çekilen 45.793.97 Amerikan Doları'nın yarısının kendisine verilmesini istemiştir. Karı koca 3.7.1994 tarihinde müşterek ve müteselsil alacaklı sıfatıyla üç ay vadeli 45.000 Dolarlık hesap açtırmışlardır. Vade sonunda bu para 45.793.97 Dolar'a ulaşmıştır. Toplanan delillerden bu paranın tamamının koca (davalı) tarafından çekildiği anlaşılmaktadır. Davacının da 14.12.1994'te, kocanın parayı çektiği tarihten iki gün sonra bir otomobil aldığı sabittir.
Para müşterek hesaba yatırılmıştır. Aksi kararlaştırılmadığına göre taraflar bu para üzerinde yarı oranında hak sahibidirler. Fazla yapılan tasarruf sebebiyle birbirlerine karşı sorumludurlar. Davalı çektiği 45.793.97 Dolar' ın 30.000 Doları'nı kendi adına ayrı bir hesaba aktarmıştır. Kalan 15.793.97 Dolar'ı davacıya ödediğine dair herhangi bir delil getirememiştir. Ancak davacı vekili 13.3.1997 tarihli oturumda (araba taksitle alınmıştır. Bir kısmı peşin verilmiştir. Arabanın alındığı devrede kapatılan ortak hesaptan büyük bir kısmı bu arabanın satış bedeli olarak ödenmiştir.) şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkemece davacı vekilinin bu ikrarının da dikkate alınarak karar verilmesi gerekmemesine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harçlarının geri verilmesine, 11.02.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy