(743 S. K. m. 27, 354) (4721 S. K. m. 28, 404)
Dava: Taraflar arasındaki "vesayetin kaldırılması-tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 22/8/1996 gün ve 1996/557 sayılı kararın incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 4/12/1996 gün ve 1996/11700-12769 sayılı ilamı;
(... Medeni Kanunun 354 ve müteakip maddeleri uyarınca ancak gerçek kişiler vesayet altına alınabilir. Şahsiyet de ölümle nihayete erer (MK. md. 27). Vesayetin sona erdiği tarihin belirlenmesi, ancak usulüne uygun olarak açılmış bir eda davası sırasında mümkündür. Vesayet altına alınan kişi yargılama sırasında ölmüştür. O halde vesayet ölümle sona erdiğinden mahkemece, vesayetin kaldırılması isteği hakkında karar ittihazına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, vasiyetçi R. Y. Ö, hakkında verilen vesayetin kaldırılması kararının 12/10/1995 gün 320-419 sayılı kararıyla kaldırılmıştır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kısıtlama kararının kaldırılmasına ilişkin itirazı Konya Asliye 3. Hukuk Mahkemesi tarafından incelenmiş 22/8/1996 gün 530-554 sayılı kararıyla istek red edilmiş temyizi üzerine ilgili Dairece karar onanmış, karar düzeltme isteği de reddedilmiştir.
Vesayetin kaldırılması, R.'nin mirasçılarını belirlemede en önde gelen etkendir.
R. yapmış olduğu 8/12/1994 tarihli vasiyetname ile mallarının yarısını Vakıflar İdaresi'ne, diğer yarısını ise Milli Eğitim Vakfı'na bağışlamış, bu kuruluşları mirasçı olarak tayin etmiştir (mirasçı nasbetmiştir). Vasiyetnameden sonra tüm mal varlığını, kendi adına Kurulan Özparlak Vakfı'na bağışlamıştır. Bu vakıf 19/4/1996 gün 266-259 sayılı Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından tescil edilmiş, vasiyet konusu malların vakfedildiğine dair kayıtlarına şerh konulması kararlaştırılmıştır.
Belirtilen ölüme bağlı ve sağlar arası kazandırmalarla birden çok mirasçı yaratılmış, ayrıca belirtilen işlemlerin sonucuna göre Hazine'nin mirasçılığı da hukuken gündeme gelmiştir.
Mirasçı nasbedilen Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün daha önce daireden ve genel kuruldan geçen dosyalarla, mirasçı olduğunun tespitini istediği, mahkemenin buna rağmen Hazine'nin mirasçı olduğuna karar verdiği bir başka dosyada da yine mirasçılıkla ilgili çekişmenin bulunduğu, birbirleri ile bağlantılı olan dosyalarla birleştirilerek hüküm vermesi gereğine dayanılarak son kararında bozulduğu görülmüştür.
Mirasçılığın belirlenmesi davası, hukuksal nitelikce eda davası nitelikce eda davası niteliğindedir. Bu dava sonuçlanmadığına göre tespit istenmesi konusu da eda davası içinde çözümlenesi gerekir.
O hade, Özel Daire'nin bozma kararının 1. bendinde belirtilen bozma nedenine uyulması gerekirken, belirtilen gerekçelerle önceki kararda direnilmesi doğru görülmemiştir.
Özel Daire bozma kararında belirtilen vesayetin kalktığı tarihi tespit edilmesine ilişkin isteğin eda davası içinde çözümleneceğine ilişkin bozma kararı Usul ve Yasa'ya uygundur. Hukuk Gene Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Katılan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 30.09.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy