(743 S. K. m. 132)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Afyon Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 3.11.1997 gün ve 1996/379-1997/450 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.3.1998 gün ve 1998/1261-2919 sayılı ilamı:
(... Medeni Kanunun 132. maddeye göre boşanma kararı verilebilmesi için terkten itibaren iki ayın hitamında ihtar isteğinde bulunulması gerekir. Davacı 28.2.1996 tarihinde ihtr isteğinde bulunmuş ancak davalının 6.2.1996 tarihinde açtığı ve Afyon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/130 esasında kayıtlı dava sonucu davacının ayrı yaşamakta haklılığı kabul edilip tedbir nafakasına hükmolunmuştur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş bu dosyadaki Yargıtay ilamının tebliğe çıkarılması, nafaka kararının kesinleştirilmesi için taraflara süre vermek ve sonucu beklenerek değerlendirilmesi gerekir. Bu yön gözönünde tutulmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. . .) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava Medeni Kanunun 132. maddesine dayalı terk hukuki nedenine dayanan boşanma istemine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık ihtar isteği tarihinden önceki iki aylık süre içinde müşterek haneyi terkeden eşin nafaka davası açması ve nafakaya hükmedilmiş olması halinde terk nedeniyle boşanmaya karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Medeni Kanunun 132. maddesine göre boşanmaya karar verilebilmesi için karı-kocadan birinin evlenmenin kendisine tahmil ettiği görevleri ifa etmemek maksadıyla diğerini terk etmesi, terkeden itibaren iki ay sonunda ihtar isteğinde bulunulması ve ihtarın tebliğinden itibaren bir ay içinde de evi terkeden eşin haklı bir sebep olmaksızın eve dönmemesinin sabit olması gerekmektedir.
İhtar isteği tarihinden önceki iki aylık süre içerisinde evi terkeden eşin nafaka davası, açması ve mahkemenin de eşin ayrı yaşamada haklılığına ilişkin olguyu kabul ile nafakaya hükmedilmesi durumunda terk nedeniyle boşanmaya karar verilemez. Gerçekte de ihtar isteği tarihinden önceki iki aylık süre içinde eşin ayrı yaşamakta ve eve dönmemekte haklılığı mahkeme kararı ile belirlendiğine ve kesinleştiğine göre bu hukuki gerçeğin kabulü zorunludur. Temyize konu somut olayda, davacı 28.2.1996 tarihine ihtar isteğinde bulunmuş; ancak, davalının 6.2.1996 tarihinde açtığı Afyon 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/130 esas sayılı nafak davasında davalının ayrı yaşamakta haklılığı kabul edilerek, nafaka davasının davacısı olan Safire İsce lehine tedbir nafakasına hükmolunmuştur. Bu karar davalı Basri İsce tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nce temyiz isteminin reddine karar verilmiş ve karar taraflara 7.4.1997 tarihinde tebliğ edilerek kesinleşmiştir. O nedenle, Özel Dairenin "...nafaka davasındaki Yargıtay ilamının tebliğe çıkartılması ve nafaka kararının kesinleştirilmesi" yolundaki bozması yerinde görülmemiş, Yerel Mahkemenin sadece bu saptamaya yönelik direnmesi doğru bulunmuştur. Ne var ki, ihtar isteği tarihinden önceki iki aylık süre içinde nafaka davası açılmış olması ve nafaka kararının kesinleşmesi ve dahası az yukarda açıklanan kural altında terk nedeniyle boşanmaya karar verilemeyeceği açıktır. O halde direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 18.11.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy