(6831 S. K. m. 17)
Dava: Taraftarlar arasındaki kadastro tesbitinin iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Buldan Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 3.4.1996 gün ve 1996/2 E-40 K. sayılı kararın incelenmesi Davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 7.10.1996 gün ve 1996/9567-11828 sayılı ilamı ile; ... Dava konusu 1 sayılı parsel, yapılan tahdit ve tesbit sonucu öncesi orman sayılıp, nitelik kaybı nedeniyle dışarı çıkarılıp, Hazine adına saptanmış, gerçek kişi itiraz etmiştir. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu istem kabul edilip, tesbit iptal edilmiştir.
Oysa, özellikle bozmadan sonra yapılan inceleme araştırma ve belge uygulaması sonucu uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor kroki ve tüm dosya kapsamına göre taşınmazın dört tarafı ormanla çevrili olduğu, kültür araziler ile irtibatı olmadığı saptanmıştır.
6831 sayılı Yasa'nın 17/1-2 maddesi uyarınca orman içi açıklıklardan yararlanılarak toprak kazanma olanağı yoktur.
6831 sayılı Yasa, madde: 17/1-2:
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet ormanlarının her hangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya hangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan yerlerde husule gelen enkaz hiç bir suretle eşhasa satılamaz. Bunlar resmi daire ve müesseseler ihtiyacına tahsis olunur.
Madde metninden açıkça anlaşıldığı gibi, orman içi açıklıklar (boşluklar) öncesi itibariyle orman olsun-olmasın özel mülk olamaz. Bu tür yerlerde tarım ve inşaat yapılamaz.
Orman yönetiminin derhal el koyup menetmek hakkı dahi Yasada kabul edilmiştir.
Bu itibarla taşınmazın belgelerdeki konumu bu Yasa maddesi karşısında önem taşımaz.
Şöyle ki; Yasa'da Devlet ormanlarının her hangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal edilen yerlerden söz edilmektedir.
Burada açıkça orman içi açıklıklardan yararlanılamayacağı, Orman Yönetiminin el koyacağı vurgulanmıştır.
Yasa'nın amacı, orman bütünlüğünün bozulmamasıdır.
Ormanlar içinde yer alan ve öncesi orman olsun veya olmasın, bu tür açıklıklardan yararlanılarak, tarım ya da inşaat yapılması halinde orman bütünlüğü bozulacaktır.
Zira, kişilerin bu yeri kullanabilmek için ormanı kullanmaları zorunlu olduğu gibi zamanla çevreye doğru yine açma genişleme ya da yangın gibi türlü olaylarla ormanın zarar göreceği, bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Kaldı ki, tapu ve zilyetlik yolu ile ormandan yer kazandıran 3402 sayılı Yasa'nın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Bu itibarla, ormanlardan toprak kazanma olanağı yoktur.
Belirlenen son durum itibariyle 6831 sayılı Yasa'nın 17/1-2. maddesine aykırılık mevcuttur. Orman bütünlüğünü bozucu olgunun da varlığı tartışmasızdır.
O halde, davanın reddi gerekirken, kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi Temsilcisi
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi Temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 04.03.1998 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu taşınmaz davacının vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı, zilyedlik, harici taksim ve satış sonucu iktisap sağlayan zilyedliği açıklandıktan sonra yörede yapılan orman tahdidinin varlığı gözetilerek tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Tesbite karşı davacı eldeki davayı açmıştır. Taşınmazın dosyada yer alan krokisinde orman tahdidi içine alındığı ve nitelik yitirmesi sonucu 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, etrafının orman parseli ile çevrili olduğu belirlenmiştir. Davanın kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararı davalı Yönetimlerin temyizi üzerine Dairemizce orman araştırmasının yeterli şekilde yapılmadığı, taşınmazın önceki hukuki niteliğinin memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı uygulanması suretiyle belirlenmesi gerekeceği nedeni ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamları tarafları yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. Bu oluşan hak kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemeler ve Yargıtay'ı da bağlar. Yargıtay bozma kararında kapsam dışında kalan yönler de kesinleşmiş sayılır. Bu bozma kararında 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi bozma kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle kesinleşmiştir. Bu nedenle, bu yönde inceleme yapılamayacağı gibi karar verilemez. Açıklanan bu yön, oluşan usuli kazanılmış hakkın kapsamının içerisindedir. Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarıyla belirlendiği gibi, mahkemeler dahil herkesi bağlayıcı nitelik taşıyan 4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı tevhidi içtihat kararı ile yasalaşmıştır. Yerel mahkeme, Dairemizin ilk bozma kararına uyarak bozma gereklerini tam olarak yerine getirerek, taşınmazın memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planında orman kapsamı dışında olması nedeniyle davayı kabul etmiştir. Davalı Yönetimlerin, temyizi üzerine Dairemiz bu defa taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman bütünlüğünü bozması nedeniyle davacının davasının reddi gerekeceği görüşü ile hükmü kesin olarak bozmuştur.
Dava konusu taşınmaza ait krokinin gerek ilk bozmadan, gerekse de son bozmadan önce yapılan keşiflerde var olduğu, çevresi orman olarak Hazine adına tesbit bulunan parselle çevrili olduğu halde, Dairemizin ilk bozma kararında bozma sebebi yapılmayan 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi, sonraki bozmada orman bütünlüğü içinde mütalaa edilerek, davacı yararına oluşan usuli kazanılmış hak ortadan kaldırılmıştır.
Bunlardan ayrı; 6831 sayılı Orman yasasının 2/B maddesi 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ ve benzeri yerleri orman sınırı dışına çıkartılacağına olanak tanımıştır. Yasanın bu maddesi 6831 sayılı Yasanın 2896 sayılı Yasayla değişikliği aşamasında su ve toprak rejimine zarar vermeyen, orman bütünlüğünü de bozmayan yerlerin orman sınırı dışına çıkarılacağını kabul ettiği halde, halen yürürlükte olan metinde orman bütünlüğü sözcüğü yasa metninden çıkarılmıştır. Bu durum karşısında, nitelik yitiren yerlerin orman dışına çıkartılması halinde, artık taşınmazın orman bütünlüğünden söz edilemez. Somut olayda, Hazine veya Orman Yönetimi tarafından orman savı ile açılmış bir dava yoktur. Taşınmazın orman bütünlüğü içinde mütalaa edilip, kesin olarak bozularak orman sayılması halinde, davacı lehine beyanlar hanesine konulan şerhle birlikte 2924 sayılı Yasadan kaynaklanan hukuki yararını da ortadan kaldıracak böyle bir görüşe katılmak mümkün değildir. Gerçek kişinin davası reddedilmekle birlikte, tesbitteki niteliği ile yani tarla olarak Hazine adına tescili halinde de taşınmazın orman bütünlüğünü bozacağı yolundaki çoğunluk görüşü hukuki dayanaktan yoksun kalır.
HUMY. nın 74. maddesi hakimin iki tarafın iddia ve savunmasını bağlı tutarak, ondan fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremeyeceğini açıklamıştır. Taşınmazın orman sayılması bu madde hükmüne aykırıdır. Aleyhe karar verme yasağının ihlali sayılır.
Maddi olgu bakımından da 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinin uygulanmasına olanak yoktur. Yasanın koruduğu orman içi açıklıkları, öncesi orman olduğu halde, nitelik kaybı sebebi ile oluşan yerlerdir. Orman Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılan yönetmeliklere göre vergi kaydı sahiplik belgesidir. Davacının zilyetliği bu sahiplik belgesiyle belirlenmiş olup, taşınmazın öncesi orman olmadığından yerel mahkeme kararı doğrudur. Bu nedenle de, hükmün onanması görüşünde olduğumdan, usuli kazanılmış hak ile aleyhe karar verme ilkelerine uygun düşmeyen sayın çoğunluğun bozma kararı ve gerekçesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy