(506 S. K. m. 19, 109)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda; Balıkesir iş mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 05.11.1997 tarih ve 1997/91 - 392 sayılı kararın incelenmesi, davalı vekili tarafından istenilmesi üzerin, Yargıtay 21. Hukuk Daires'nin 27.01.1998 tarih ve168-443 sayılı ilamı ile; "... Dava, nitelikçe meslek hastalığı nedeniyle Sosyal Sigortalar Kurumu tarafınadn belirlenen % 9,2 malüliyetin yeniden saptanması ile, bu saptamaya göre maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Öte yanadn bu tür tespiten amaç,. aynı zamanda 506 sayılı yasanın 19. ve ardından gelen maddelerinden yararlanmaya yönelik olduğu açıktır. Başka bir anlatımla malüliyetin tespitine ilişkin ilamı infaz edecek kurumun Sosyal Sigortalar Kurum olduğu ortadadır. Bu nedenle, uyuşmazlığın, doğrudan Sosyal Sigortalar Kurumu'nun hak alanını da ilgilindiği söz götürmez. Bu bakımdan bu tür uyuşmazlıkta, davanın yöntemince Sosyal Sigortalar Kurumu'na da yönetilmesinde yasal zorunluluk olduğu açık-seçiktir. Oysa, açıklanan doğrultuda işlem yapılmaksızın sait işverenin huzuru ile davanın görülüp sonuçlandırıldığı dosya içeriinden anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; uyuşmazlığın niteliği gözönünde tutularak davayı yöntemince, Sosyal Sigortalar Kurumu'na da yöneltmek, bu yönde kurumun ileri sürdüğü delilleri toplamak sorunu, 506 sayılı Yasa'nın 109. maddesinin öngördüğü prosedür çerçevesinde çözümlemekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde davalının bu yönü amaçlayan temyiz itiazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.." gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz edilen: Davalı vekili
Karar: Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyada ki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyaadki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.07.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy