(818 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasındaki Tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Domaniç Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 31.1.1997 gün ve 1996/86 E-1997/7 K. sayılı Kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 9.6.1997 gün ve 1997/5256-5652 sayılı ilamı ile; ... dava, davalının hırsızlık isnadı yüzünden doğan ağır manevi zararın ödetilmesine ilişkindir. Davacı, davalının kendisini C. Savcılığına ihbar ettiğini, hazırlık soruşturması sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, bu suçlama nedeniyle küçük düşürüldüğünü, haysiyet ve şerefiyle oynandığını ileri sürmektedir.
Mahkemece, davalının davacı aleyhine Domaniç C. Başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesi ile müşterek hisseli yerden kavak ve elma ağaçlarını kesip götürmek suretiyle hırsızlık suçundan dolayı takibat yaptırıldığı, takibata konu suçun, kişinin toplum nazarında manevi yönden sarsılmasına yol açacağı, özellikle devlet memuru olan davacının itibarını ve iş düzenini sarsacağı gerekçesi ile BK.nun 49. maddesine göre manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kendisine veya ailesi fertlerine karşı işlenmiş olan eylemlerden dolayı C. Savcılığına veya ceza mahkemesine başvurma (şikayet) vatandaşın Anayasa ile tanınmış hakkıdır. Bu hakkın kullanılması karşı tarafa manevi tazminat istenilmesi hakkını vermez. Ancak, sırf zararlandırmak maksadıyla bu hak kullanıldığı takdirde bir haksız fiil teşkil edip, diğer şartlar da gerçekleştiği takdirde manevi tazminata hükmedilebilir.
Davada ihbarın, davacının suçsuzluğu davalı tarafından bilindiği halde, sırf davacıyı hacil duruma düşürüp, zararlandırma amacıyla yapıldığı ispat edilememiştir.
Bu durumda davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.02.1998 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy