(743 S. K. m. 917) (YHGK. E: 1977/4-845, K: 1977/665, 26.6.1977)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Silivri Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20/11/1995 gün ve 1993/588 E- 1995/574 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11/4/1996 gün ve 1996/2181-3080 sayılı ilamıyla; (...Dava Medeni Kanunun 917. maddesine dayanarak açılan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, sahteliği yargılama ile sabit olan kimliği meçhul şahsın dava dışı Mehmet Gönüllü vekili olarak kendisine sattığı 5619 nolu parselin yarı payını, satın aldığını, ancak taşınmaz malikinin vekaletnamenin sahteliğini ileri sürerek tapuyu iptal ettirdiğini, sahte vekaletnamenin tapu işlemine dayanak yapılması nedeniyle davalı Hazine'nin sorumlu olduğunu belirterek zararının ödetilmesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece iddia edilen zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmadığı ve ferağ işlemi sırasında davacı hazır bulunduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Medeni Kanunun 917. maddesi hukuka aykırı bir muamele nedeniyle hak sahibinin aynı hakkının sona ermesi suretiyle doğan zararlarının tazmini esasına dayanmaktadır. Devletin buradaki sorumluluğu kusur prensibine değil tapu siciline ve işlemine güven esasına dayanan bir objektif sebep sorumluluğu olur. O halde, tapu işlemini yapan memurun kusurlu olup olmadığının araştırılmasına gerek yoktur. Memurun kusurlu olup olmaması ancak doğan zararı ödeyen Devletin memura Medeni Kanunun 917/2. maddesi uyarınca rücuu sırasında önem taşır. Burada şu husus özellikle belirtilmelidir ki, Medeni Kanunun 917/1. madde açısından Devlet aleyhine açılan tazminat davasında Devletin sorumluluğu ancak tapu sicil muhafızlığının hukuka aykırı işlemleriyle meydana gelen zarar arasında illiyet bağının gerçekleşmesiyle söz konusu olabilir. Olayda sahte vekaletname noterde düzenlenmiş; zarar bu sahte vekaletnamenin tapu işlemlerine dayanak yapılmasından doğmuştur. Diğer bir anlatımla hükümlerine aykırı davranılarak davacının ayni hakkı sona erdirilmiştir. Bu suretle zarar ile tapu sicil muhafızlığının işlemleri arasında illiyet bağı da gerçekleşmiştir. (Hukuk Genel Kurulunun 29/6/1977 T.1977/4-845 E. 665 K. sayılı kararı). Mahkemece anılan yönler gözetilmeksizin ve yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delilerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle somut olayda Medeni Kanunun 917. maddesinin yasal şartlarının bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.03.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy