(818 S. K. m. 49) (1086 S. K. m. 275) (5680 S. K. m. 1, 17)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Konya Asliye Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.10.1997 gün ve 1997/158 E-211 K.sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 3.3.1998 gün ve 1997/10543-1998/1238 sayılı ilamı ile, (... Dava, basın yoluyla davacının kişilik haklarına saldırıldığı nedenine dayalı manevi tazminat davasıdır. Yerel mahkeme oy çokluğuyla davayı kabul etmiştir.
"Posta" gazetesinin 26.3.1997 günlü sayısında yayınlanan haber/yazı iki ana nedene dayanmaktadır. Birisi, N.E.'la davacının birer elleri birbirine tutulu olduğu halde her iki kollarını havaya (yukarıya) kaldırmak suretiyle bir açık hava toplantısında topluluğu selamlamalarını konu eden ev aralarındaki özgün bir yakınlığı gösteren resim: diğeri ise Osmanlı padişah tuğralarının andıran ikinci resimdir.
Davacı önce Şanlıurfa, daha sonra Konya illeri Valiliği yapan kişidir. Yüklendiği görev nedeniyle üst ve toplumun dikkatleri üzerine olan atanmış bir yöneticidir. Son yıllarda mülki amirlerin eylem ve davranışları çeşitli vesilelerle Kamu oyunda konuşulup, yazılıp tartışılmaktadır.
Haber/yazı da bu açıdan tümüyle değerlendirildiğinde, davalı gazetenin basın işlevini yerine getirirken yaptığı bir eleştiri niteliğindedir. Bilindiği gibi, demokratik düzenle yönetilen topum yararı güncellik ve anlatımda özel biçim dengesini taşıyan haber/yazı, yorum ve eleştiriler, kişilik haklarına saldırıyı oluştursa bile hukuka uygun olarak kabul edilmektedir.
Devletin bir üst yöneticisinin yanlış tutum ve davranışlar içinde olmaması elbette önemlidir. Ancak, aslında böyle olmasa bile, bireylere ve topluma yanlış bir imajı vermemesi de en az o kadar önemlidir.
Davaya konu haber/yazının ve resimlerin dayanağı olan olgular yadsınamaz temel gerçekler olduğuna göre, bazı yan noktalara ve taktidde, basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ve düşündüğünü ifade hakkı, özgürlükçü demokratik düzenin öngörmediği biçimde kısıtlanmış ve hatta tazminat sorumluluğu korkusu içinde basın işlevini yerine getiremez olur.
Davacının açık hava toplantısında resimle saptanan eylemi ve kendisine ait şilt ve hediyelerin sergilendiği eser ve eşyalar arasında yer alan Arapça'ya da Osmanlıca) yazılı tuğrayı andıran şeyin (eserin) varlığı, haber/yazıdaki eleştirilere yol açmıştır. Davacının amacı bu sonuçlar olmasa bile, toplumun nasıl algıyacağını düşünüp ona göre davranılmasına yarar ve basının eleştirisine olanak vermeyecek önlem olduğu halde, bunda özen gösterilmediği açıktır.
O halde, dosya içeriğine göre davanın reddi gerekirken kabulü yolunda karar verilmesi bozma nedenidir.
Ayrıca, olayda kişilik haklarına saldırının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirmesi hakimin görev alanı içindeyken bunun bilirkişi eliyle saptanması ve bilirkişi raporuna da dayanılması, HUMK'nun 275. maddesine aykırılık oluşturur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.10.1998 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy