(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.11.1996 gün ve 1995/971 E-1996/712 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26.5.1997 gün ve 1997/1559-5622 sayılı ilamı ile;
... Davaya konu haber/yazı ile davacının kişilik haklarına saldırıldığı iddiasıyla davalılar hakkında manevi tazminat davası açılmış, yerel mahkeme davayı kısmen kabul etmiştir.
Aralık/1995 seçimleri öncesi, seçime katılacak bazı siyasal partiler arasında, seçim ittifakları gündeme gelmiş; bu husus, kamuoyunu ilgilendiren önde gelen konulardan olmuştur. C.B.'nin liderliğini üstlendiği A... (...), kendine özgü ve bir kısmıyla kamuoyu için çarpıcı gelen düşünce ve projelerle toplum karşısına çıkmışken, B... ile ve onunla seçim ittifakı yapan C... ile birlikte seçime katılma girişimi yeni tartışmalara yol açmıştır.
İşte, haber/yazı seçim ittifakı girişiminden dolayı C.B.'nin öfke topladığını ve bunun neden kaynaklandığını okuruna haber olarak vermektedir. Partiler arasındaki görüş farklılıkları ve özellikle C. mensubu davacının da adının karıştığı yakın tarihe ilişkin Kahramanmaraş olaylarının bu ittifak için engel diye düşünüldüğü, öfke topladığı anlatılmaktadır.
Anılan olaylar nedeniyle davacı da suçlanmış, tutuklu kalmış ve nihayet ceza davası hakkında beraatla sonuçlanmıştır. Elbette, bu bir adli gerçektir; kimse sanıkla hükümlüyü karıştıramaz; aynı düzeyde tutamaz. Aksi bir eylem ve yazı kişilik haklarına saldırıyı oluşturur. Ne var ki, politika alanında yer alıp ülkeyi yönetme isteğinde olanlar, mahkeme kararlarının dışında ve ötesinde, toplum içinde edindikleri imajdan haksız da olsa, kolay sıyrılamazlar. Bu yüzden sık sık tartışmaların eleştirilerin odağını oluştururlar. Siyaset sahnesinin kişileri, kendilerine imajları ve eylemleri nedeniyle yönelen alkışlar kadar bazen sert eleştirileri de işin gereği olarak karşılamak durumundadırlar.
Haber/yazıda davacı için mahkum değil sanık sözlerine yer verilmiştir. Sanıklığı da adli bir gerçektir. Her ne kadar, sanık sıfatı dava sonucuna kadar sürdüren bir tanımlama ise de, politikacılar için, toplum içinde kendi alanında iddialı kişiler için, bazı olaylarda, bu değerlendirmelerin yapılması da onlar yönünden kaçınılmaz bir durumdur.
Nitekim gündemdeki bir kısım seçim ittifakları da gerçekleşmemiştir.
Hal böyleyken, yerel mahkemenin davalıları tazminatla sorumlu tutması doğru görülmemiştir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Edenler: Davalılar vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.11.1998 gününde yapılan, ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy