(6570 S. K. m. 7) (2004 S. K. m. 272)
Dava: Taraflar arasındaki "tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akhisar Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 24.9.1997 tarih ve 1997/710 E., 1130 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.11.1997 tarih ve 1997/9232-9321 sayılı ilamı ile; (.... Dava konut ihtiyacı nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6570 sayılı yasanın 7/b-c-ç maddelerine dayanan tahliye davasının anılan yasa maddeleriyle İcra İflas Kanunu'nun 272. maddesinin kıyasen uygulanması ve yerleşmiş içtihatlar uyarınca kira akdinin hitamını takip eden bir ay içinde açılması gerekir. Daha önce veya bir aylık dava açma süresi içinde tahliye iradesi kiracıya bildirilmişse bu irade açıklaması süreyi koruyacağından bu bildirimi takip eden dönemin sonuna kadar dava açmak hakkı saklı tutulmuş sayılır. Bu gibi durumlarda akdin başlangıcı olan ayın kirasının ihtirazı kayıtlı alınıp alınmaması önemli değildir. Bu cihet kamu düzenine ilişkin olduğu için davalı tarafça ileri sürülme şartı aranmaksızın mahkemece kendiliğinden nazara alınması gerekir.
Davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti için öncelikle akdin başının süresinin böylece sona eriş tarihinin bilinmesi icabeder.
Davacının bu tarihleri bildirmesi gerekir. Davalı karşı çıkarsa bu cihetin bir hadise olarak çözümlenmesi, bu konuda tanık dahil taraf delillerin toplanması gerekir.
Sözleşmede tahliye isteği halinde belirli bir süre önce kiracıya bu isteğin ihbar edilmesi şart koşulmuşsa ona uyulmak gerekir. Bu ihbarın yazılı yapılması öngörülmemişse sözlü yapılması da mümkündür. Ancak davacının bunu ispat etmesi icabeder.
OLAYIMIZDA: Taraflar arasındaki sözleşmenin 1.4.1985 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli olduğu hususunda çekişme bulumamaktadır. İş bu tahliye davası 9.6.1997 tarihinde açılmış ise de davacı davalıya 17.4.1997 tarihinde tebliğ ettirdiği ihtarname ile akdi yenilemeyeceğini bildirmiş olduğuna göre dava süresindedir. Bu sebeple taraf delilleri toplanarak işin esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, süresinde açılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk genel Kurulu'nca da benimsenen Özel daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.04.1998 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davalıya 16.4.1997 tarihinde gönderilen İhtar Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine uygun tebliğ edilmemiş, dava akdin hitamından itibaren, bir aylık sürede açılmamıştır. Bu halde gösterilen sürede ihtar dava şartı olup, hakim şartı re'sen araştırmak durumundadır. Davalının ihtara muttali olduğu ve tarihi hakkında bir beyanı olmadığından, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca belirlenebilecek bir tebliğ tarihi yoktur. Şu halde ihtara istinaden açılan tahliye davasının reddi sonucu itibariyle doğrudur. Karar onanmalıdır.
Full & Egal Universal Law Academy