(743 S. K. m. 658, 659) (1086 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekkeköy Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.2.1997 gün ve 96/182 E- 97/35 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 5.6.1997 gün ve 97/5011 E-5159 K. sayılı ilamı:
(. . . Dava şuf'alı payın iptali ve tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Şuf'alı paylar davalıya 12.7.1996 tarihinde 10.000.000 lira bedel ile satılmıştır. Dava 22.7.1996 tarihinde 1 aylık yasal hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
HUMK.nun 4146 Sayılı Kanunla değişik 8/1 maddesine göre miktar ve değeri 100.000.000 lirayı geçmeyen davalara bakmak görevi Sulh Hukuk Mahkemelerine ait bulunmaktadır. Bu değişiklik 23.6.1996 tarihinden sonra açılacak davalara uygulanacağından ve dava bu tarihten sonra açıldığından açılmış davada Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu açıktır.
Her ne kadar şuf'a davalarında davanın satıştan uzunca bir süre geçtikten sonra açılması halinde objektif olayların yarattığı değer artışları nazara alınarak yeniden bedel takdir gerekirse de bu içtihadın somut olayda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Zira dava satışı takip eden 1 aylık süre içerisinde açılmıştır. Bu durumda mahkemenin keşif yaparak bedeli yeniden belirleyerek ve bulunan değeri nazara alıp görevsizlik kararı vermesi doğru değildir. Öte yandan aktin tarafı olan davalının bedelde muvazaa iddiasını ileri sürmesi ve bunun nazara alınması da mümkün olmadığından mahkemenin tapudaki satış bedeli yerine keşfen belirlenen değeri nazara alarak görevsizlik kararı vermesi isabetsizdir. karar bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,
Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 15.04.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy