(6570 S. K. m. 7)
Dava: Taraflar arasındaki "tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 15. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 3.4.1997 gün ve 1996/1140, 1997/317 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 28.5.1997 gün ve 1997/4833-4966 sayılı ilamı:
(... Dava, yazılı taahhüt nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalı şirketin kiralananı 1.11.1996 tarihinde tahliye edeceğini taahhüt ettiği halde taahhüdünü yerine getirmediğini ileri sürerek süresinde açmış olduğu işbu dava ile taşınmazın tahliyesini istemiştir.
Davalı vekili, taahhüdün geçerli olmadığını, taahhüdü veren şirket temsilcisinin şirketten ayrıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasındaki 1.11.1991 başlangıç 1 yıl süreli kira sözleşmesinin davacı ile davalı şirket temsilcisi Kadir Yaylı imzalamış olup, sözleşmede şirket kaşesi de bulunmaktadır. 6.1.1992 tanzim tarihli taahhütname ise yine davalı şirket temsilcisi Kadir Yaylı tarafından imzalanmış ve şirket kaşesi de basılmış bulunmaktadır. Bu durumda taahhüt kiralananda oturulurken ve şirket temsilcisi tarafından imzalanmış bulunduğundan geçerlidir. Şirket temsilcisinin bilahare şirketten ayrılması taahhüdü geçersiz kılmaz. Davalı, taahhüdün muvazaalı olarak alındığını savunmuş ise de bu savunmasını kanıtlayamadığına ve davada süresinde açıldığına göre kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle red kararı verilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA), 3.6.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy