(743 S.K. m. 2, 657, 659)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.11.1996 gün ve 1993/833 E - 1996/876 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.6.1997 gün ve 1997/3946 - 5298 sayılı ilami, (... Dava şuf'alı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, şuf'alı payın ilişkin bulunduğu taşınmazda paydaş olduğunu, paydaşlardan N. ve O.'ın 76 / 402 payını 1.11.1993 tarihinde davalıya sattıklarını, şuf'alı payın iptali ile adına tescilini, 23.11.1993 tarihinde açmış olduğu işbu dava ile istemiştir.
Davalı vekili, davacının şuf'alı payın ilişkin bulunduğu taşınmazdaki hissesini 22.8.1988 tarihinde davalıya gayrimenkul satış vaadi sözleşme ile sattığını, bu satış nedeniyle açılan hükmen tescil davasının sonucuna göre iyi niyetle açılmayan davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, dava açıldığı sırada davacının payı bulunmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
Taşımaz mal mülkiyetinin kanundan doğan takyitlerinden biride şuf'a hakkıdır. Kanuni şuf'a hakkı inşai bir haktır. Paydaşlardan birinin payının 3. bir kişiye satılması halinde o pay o kişiye kaça mal olmuşsa (satış bedeli, tapu harç ve masrafları) o miktar ile belirli süre içinde satın alma hakkı verir.
Olayımızda taşınmazda davacının murisinin 96/134 payı var iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği mirasçıların da 25.2.1988 de davacıya sattıkları, davacının satın aldığı bu payı 28.2.1988 tarihinde davalıya satış vaadi ile devrettiği, davalının bu satış vaadi nedeni ile 4.11.1993 tarihinde açmış olduğu. cebri tescil davasının lehe sonuçlanarak 13.10.1995 te kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ancak, davacı şuf'alı payın ilişkin bulunduğu taşınmazda paydaş olan B. Y.'ın 38/402 payını 11.12.1991 tarihinde satın almış olup bu pay halen uhdesinde kalmış bulunmaktadır. Cebri tescil kararı veren mahkemenin kararında bu payı iptal etmemesinin yazılması payın cebri tescil kararının verildiği paydaştır. Bu nedenle mahkemenin davacının paydaş olmadığı görüşü doğru değildir. Davacının yasadan doğan kanuni şuf'a hakkının kullanılması bedelinin verilecek münasip süre içinde depo ettirilmesi için münasip mehil verilmesi, depo edildiği takdirde şuf'a hakkının tanınması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle paydaşlardan birisinin diğerine payını satması halinde kanuni şuf'a hakkı doğmayacağı, yani paydaşın paydaş aleyhine şuf'a hakkını kullanamıyacağına; Hukuk Genel Kurulu'nun 6.7.1977 gün 1977/6 - 535 E - 1977/701 sayılı kararında vurgulandığı üzere satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı andan itibaren mülkiyeti geçirme yükümlülüğü yüklemiş olması karşısında davalı B. S. Y.'ın pay satın aldığı 1.11.1993 tarihinde ve bu davanın açıldığı tarihte paydaş durumunda olduğunun kabulü gerekmesine göre, Usul ve Yasa'ya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 27.05.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy