(743 S. K. m. 2, 658, 659)
Dava: Taraflar arasındaki "şuf'a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Salihli Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 4.12.1997 gün ve 1997/798 - 1412 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 9.3.1998 gün ve 1998/1966 - 2022 sayılı ilamı;
(... Dava şuf'alı payın iptal ve tescili istemine ilişkindir. Mahkeme davayı kabul etmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Şuf'alı payın ilişkin olduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin tasarrufundaki yeri ve ona tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı, zamanında o yerde hak iddia etmeyen davacının, tapuda pay satışı şeklinde yapılan işlem nedeniyle şuf'a hakkını kullanması MK'nin 2. maddesinde yer alan objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Kötüye kullanılan bu hak kanunen himaye görmez. 14.2.1951 gün ve 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca bu hususun davanın her aşamasında ileri sürülmesi, hatta mahkemenin kendiliğinden nazara alması gerekir. Savunmanın tevsii bu gibi durumlarda söz konusu değildir. Davanın bu bakımdan reddi gerekir.
Olayımızda: Dinlenilen davalı tanıkları şuf'alı payın ilişkin olan taşınmazın uzun süre önce paydaşlar arasında fiilen taksim edilmiş olduğunu ifade etmişler, yapılan keşifte de bu husus sabit olmuştur. Dinlenen davacı tanığı A.S. dahi ifadesinde bu taşınmazın 30 yıl önce 5 parçaya bölündüğünü ancak hissedarlardan M. ve İ.'nin kendilerine düşen yerleri fiilen kullandıklarını ifade etmiştir. Davacı olan M. yapılan bu taksimden sonra kendisine düşen belli muayyen yere uzun süreden beri katlandığına göre taşınmazdan pay alan kişi aleyhine şuf'a davası açması MK 2. maddesi uyarınca iyi niyet kuralı ile bağdaşamaz. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 11.11.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy