(3402 S. K. m. 36) (743 S. K. m. 644, 645)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Söğütlü Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.6.1997 gün ve 1994/1 E - 1997/3 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekil tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27.2.1998 gün 1998/396 - 783 sayılı ilamı ile; (... Kadastro sırasında dava konusu olan 200 adet, parsel numaraları ve yüzölçümleri tutanaklarında gösterilen taşınmazlar zilyetleri olan davalılar adına ayrı ayrı tespit edilmiştir. Davacı Rüştü Öztopaloğlu tapu kaydına dayanarak taşınmazların payı oranında adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit malikleri adına tapuda tesciline karar verilmiş: hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının öngörülen keşif giderini yatırmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan işlem konuyu düzenleyen 3402 sayılı kadastro Kanununun 36. maddesinin ruhuna ve amacına uygun düşmemektedir. Keşfin 38 günde tamamlanacağı yolundaki düşünce dosya içeriğine uymamaktadır. Davacı taraf tek bir tapu kaydına dayanmıştır. Taşınmazlar yanyanadır. Keşfin makul bir süre içerisinde tamamlanması mümkündür. O halde davacıdan bir günlük keşif gideri gözönünde tutularak yatırılması için mehil verilmeli, keşfe gidilmeli, keşfin 1 günde tamamlanmaması halinde ek keşif gideri yatırılması istenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Açıklandığı şekilde işlem yapılmaksızın ve anılan 36. maddenin öngörmediği şekilde ara kararı verilerek ve bu kararın yerine getirilmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafından karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilne nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.10.1998 gününde, oybirilği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy