(743 S. K. m. 644, 645)
Dava: Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Durağan Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 2.4.1997 gün ve 1989/6 E-1997/1 K. sayılı kararın incelenmesi bir kısım davalılar vekili ve Hazine temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 25.11.1997 gün ve 1997/4811-5627 sayılı ilamı ile (...Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararında davalı tarafça davacılara isabet ettiği söylenen taşınmazlara ait tutanaklar ile dayanağı kayıtların getirtilip incelenerek gerçekten davacılar başka parseller almış iseler savunmanın doğruluğunun kabulü gerekeceğine işaret edilmiştir. Mahkemece daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, dava konusu 48 ada 11 sayılı parselin ölü olduğu belirtilmek suretiyle A.oğlu O.adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerindeki dükkân ve evlerin O. oğlu M.A. mirasçılarına ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm davalılar K. O.B., N. ve K.A. ile Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hazine, aleyhine olan önceki hükmü temyiz etmemiştir. Bu kez hükmü temyiz etme hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle Hazine'nin temyiz inceleme isteğinin reddine,
2- Davalılar Kemal ve arkadaşlarının temyiz inceleme isteklerine gelince; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmazın Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce ölen tarafların ortak miras bırakanı A.B.oğlu O.'a ait olduğu tartışmasızdır. Dava konusu taşınmaz üzerinde davalıların miras bırakanı Mehmet'in 1943 yılında ev yaptığı saptanmıştır. Getirtilen kadastro tutanakları ve özellikle Durağan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1969/303 Esas, 1969/208 karar sayılı dava dosyasında davacı A.tarafından açılan tescil davasında davaya konu edilen 8 adet taşınmazın babasından miras yoluyla kaldığı, yapılan paylaşmada da kendi payına isabet ettiği belirtilmiş ve bu taşınmazların A.adına tesciline karar verilmiş, bunlardan 3 tanesi üçüncü kişilere satılmış, geri kalan 5 taşınmaz kadastro sırasında A. adına tespit edilmiştir. A.adına tespit edilen taşınmazların 1558, 79, 6 ada 15 ve 11 ada 15 ve 59 parsel sayılarını aldığı belirlenmiştir. ayrıca 1992 parsel sayılı taşınmazın A.tarafından üçüncü kişi A.'ye satıldığı, 54 parsel sayılı taşınmazın ise A.ve N. adlarına tespit edildiği, 1971, 1977 ve1978 parsel sayılı taşınmazların A.adına 2029, 2032 parsel sayılı taşınmazların da Naime adına tespit edildikleri belirlenmiştir. Bütün bu belgeler ile bilirkişi ve tanık beyanları karşısında A. beyoğlu O.terekesinin paylaşıldığı, dava dışı parsellerin diğer mirasçılar ve davacılar payına düştüğü, dava konusu taşınmazın ise davalıların miras bırakanı 1973 yılında ölen Mehmet payına isabet ettiği anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın tespitte olduğu gibi M. mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Bir kısım davalılar vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.10.1998 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy