(3402 S. K. m. 14)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.6.1996 gün ve 1996/1 E- 433 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 1.7.1997 gün ve 1997/8827-4209 sayılı ilamı ile; (...Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında, davacının bayii Meryem'in bu taşınmaz için 1988 ve 1990 yıllarındaki kullanımından dolayı Hazinece ecrimisil tahakkuk ettirildiği ileri sürüldüğünden, tahakkuk eden ecrimisil bedelini ödeyip ödemediğinin araştırılması istenmiş ve bozmadan sonra Kazanlı Vergi Dairesi Müdürlüğünün 3.4.1996 tarihli cevabında Meryem Karakaş adına tahakkuk ettirilen 90.000 lira ecrimisil ve gecikme zammının 13.9.1991 tarihinde ödendiği bildirilmiştir. Nizalı taşınmazın tapulama tespiti 29.11.1988 tarihinde yapılmış olup, Hazinenin 3.8.1990 tarihli ecrimisil ihbarnamesinde işgal ve tasarrufun başladığı tarih 30.7.1988 olarak gözükmektedir. Bu durumda davacının bayiinin kadastro tespitinden önce Hazineye ecrimisil ödediği sabit olmaktadır. Bu şekilde Hazinenin üstün hakkı davacının bayii tarafından kabul edilmiş ve artık bayiinin malik sıfatı ile zilyet olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava konusu taşınmaz 15.12.1952 tarihinde davacının miras bırakan babasına satılıp devredilmiş, miras ve taksimle davacıya geçmiştir. Davacı, miras bırakanı ve satıcısının 28.11.1988 tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında dava konusu parsele zilyed oldukları ve kazanma koşullarının oluştuğu toplanan deliller ve yapılan inceleme ile belirlenmiştir. Kazanma koşullarının oluşmasından sonra satıcı veya başkası adına Hazinece işgal tazminatı tahakkuk ettirilmesi veya bu kişiler tarafından yapılan ödemeler davacı aleyhine değerlendirilemez. Yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnmesi doğrudur. Ne var ki, dosya arasında bulanan belgelere göre dava konusu parsel ile çevresindeki birçok parsellerin devlet ormanı yetiştirilmek üzere 1991 yılında Tarım, Orman ve Köy İşleri Bakanlığı (Orman Genel Müdürlüğü) emrine tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece dava tarihinden önce yapılan tahsis üzerinde gereği gibi durulmamıştır. Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan dava konusu parselin 6831 sayılı Orman Kanunun ve 2873 sayılı Milli Parklar Kanunun hükümleri uyarınca anılan Bakanlık emrine tahsis işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise tahsis amacına uygun olarak ağaçlandırma ve tesis işlemlerinin yapılıp yapılmadığının araştırılıp belirlenmesi, tahsis işlemi tamamlanmış ve tahsis amacına uygun olarak devlet ormanı yetiştirilmek üzere ağaçlandırma faaliyetlerine geçilmiş ise böyle bir taşınmazın kamu emlaki niteliğini alacağından açılmış bulunan iptal ve tescil davasının mülkiyetin tespiti davası olarak nitelendirilmesinin gerektiğinin düşünülmesi ve uyuşmazlığın açıklanan genel çerçeve içerisinde çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece bu yönlerden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Direnme hükmü yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile bozulmalıdır.
Sonuç: Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik nedenlerden dolayı HUMK. nun 429.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.06.1998 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bu taşınmaz mal dava tarihinden önce Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilmiştir. Dava bu genel müdürlüğün hakkına etkilidir. Dava bağımsız bütçeye sahip, Hazine tarafından temsil edilmesi mümkün olmayan Orman Genel Müdürlüğüne tevcih edilmeden HUMK. nun 73. maddesine aykırıdır. Karar öncelikle bu sebeple bozulmalıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy