(3402 S. K. m. 18) (743 S. K. m. 922)
Dava: Taraflar arasındaki "tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Kayseri 5.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.9.1996 gün ve 1990/774 E- 1996/610 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 25.12.1997 gün ve 1997/2006-9147 sayılı ilamı ile; (...Davacılar, dava dilekçelerinde yazılı 9 kıta taşınmazın adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve köy tüzel kişiliğinin daha sonra davaya dahil edildiğini, ıslah suretiyle de olsa hasım değiştirilmesinin mümkün olamıyacağı, ayrıca tescil konusu taşınmazların Devletin Hüküm ve Tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu görüşünden hareketle davanın reddi yönüne gidilmiştir. Dava tapusuz taşınmazların tescili isteğine ilişkin bulunmaktadır. Bu tür davalarda Hazine yasal hasım durumunda olup, ilgisi yönünden diğer tapu tüzel kişileri de davada davalı durumunda yer alırlar. Dava ilkten Hazine ve köy Tüzel kişiliğine yöneltilmemiş ise de uyuşmazlığın niteliği gözönünde tutularak yargılamanın devamı sırasında dava Hazine ve Molu Köyü Tüzel kişiliğine yöneltilmiş olması davada hasım değiştirilmesi olarak edilemez. Mahkemenin bu gerekçesi yerinde değildir.
Taşınmazın niteliği ve kazanmayı sağlıyan zilyetliğe ilişkin gerekçeye gelince: Dava konusu taşınmazlar başında yapılan keşiflerde dinlenen ziraatçi bilirkişiler M.S. tarafından verilen 21.5.1993 ve Z.B.'ın düzenlenmiş olduğu 23.6.1994 günlü raporlarda taşınmazların taşlık bir yapıya sahip olduğu ancak bu taşların taşınmazların tarımsal amaçla kullanılmasında engel teşkil etmediği, taşınmazların halen kültür arazisi olarak tasarruf edilen yerler olduğunu açıklamışlardır. Dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarda kazanmayı sağlayan zilyetlikten haber vermişlerdir.
Tarafların göstermiş oldukları delillerin tümü toplanmamış olmakla beraber taşınmazların tarım arazisi niteliğinde yerler olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların göstermiş olduğu delillerin eksiksiz olarak toplanması, Orman İdaresinin 9.6.1994 günlü karşılık yazısındaki bilgiler gözönünde tutularak taşınmazların Devlet Orman'ı ile ilgisi mevcut ise davanın Orman İdaresine yöneltilmesi ve taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının yöntemine uygun bir biçimde araştırılıp belirlenmesi ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü gözönünde tutularak miktar ve nitelik yönünden gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.10.1998 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy