(743 S.K. m. 931)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.2.1997 gün ve 1996/153 E-1997/56 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 4.11.1997 gün ve19973729-6859 sayılı ilamı ile; (...Birleştirilen dosyaların davacıları A.K. mirasçıları ile A.P.dava konusu 48/9 parsel numaralı taşınmazın murisleri babalarının zilyetliğinde iken kendilerine intikal ettiğini, taşınmazla Hazinenin ilgisinin bulunmadığını, davalı M.S.'inde bu yeri ihale yoluyla satın almakla iyi niyetli olduğunu ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davalı M.S.'nin nizalı taşınmazı Hazinenin açtığı usulüne uygun ihale sonucu aldığını ve iyi niyetli olduğunu kabulle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz 5.12.1990 tarihinde yapılan tapulama tespitinde davalı Hazineye ait 31.7.1963 tarih 644 numaralı tapu kaydının revizyonu sonucu Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Hazine tapusu 2303 ve 2305 belirtmek parsel numaralarıyla Toprak Tevzi komisyonunun yapmış olduğu işlem sonucu oluşmuştur. Ancak mahkeme belirtme tutanakları ve dayanağı belgeler getirtilmediği gibi belirtme sebebi ve taşınmazın niteliği ve davacılar A..K.ile A.P.'ın iddiaları uyarınca belirtme tarihine kadar mülkiyet haklarının doğup doğmadığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliklerinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve Hazine adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olup olmadığı araştırılmamıştır. Davalı Mahmut S.K. dava konusu taşınmazı 12.9.1995 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğüne başvurarak ihale sonucu 21.12.1995 tarihinde satın almıştır. Bu durumda davalı tarafından yolsuz tescile ve tapu kaydına dayanarak iyi niyetle hak iktisap edip edemeyeceği başka bir anlatımla MK. nun 931. maddesinin koruyucu hükmünden yararlanıp yararlanamayacağı hususu söz konusu olup uyuşmazlık bu noktada toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle tapulama tespiti sırasında 4753 sayılı Kanuna göre yapılan işmek sonucu oluşan tapu kaydı esas alınmak suretiyle Hazine adına yapılan tescilin yolsuz olup olmadığının araştırılması gerekir. Başka bir ifade ile yukarıda açıklandığı gibi davacıların bu yerde mülkiyet haklarının belirtme tarihlerine kadar doğup doğmadığının araştırılması, yolsuz tescilinin varlığı kanaatine varıldığında bu kere toplanan delillere göre M.S.K.ın iyi niyetli olup olmadığının tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Dinlenen taraf tanıklarından bir kısmı davalı M.S.K.satış öncesinde dava konusu taşınmazın A.P.tarafından sürüldüğünü ve M.S.'nin, Ahmet'in babası i.'ın kayınbiraderi İ.'ında M'.un eniştesi olduğunu beyan ettiklerine göre bu ifadeler ve diğer tanık beyanları da değerlendirilmek suretiyle davalı M.S.'nin iyi niyetli olup olmadığının tartışılıp soncuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava konusu taşınmazın Hazine adına vaki tescilinin usulsüz olup olmadığı araştırılmadan eksik niceleme ile hüküm verilmiş olması isabetsiz...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER: 1 - Davacılar M.K. ve arkadaşları vekili
2 - Davacı A.P. vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının Davacılar Mustafa Kılıç ve arkadaşları vekili tarafından süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Davacı A.P. vekilince, direnme kararı 30.3.1998 tarihinde tebliğ edilmesine karşın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/1. maddesinde öngörülen ve son günü tatile rastlamayan 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 21.4.1998 günü havale ettirilip; 8.9.1998 günü harçlandırılan ve temyiz defterine kaydedilen dilekçe ile temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
O itibarla davacı A.P. vekilinin temyiz istemi bu nedenle reddedilmelidir.
2 - Diğer davacılar M.K. ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,
Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki karada direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: 1 - Davacı A.P. vekilinin süre geçtikten sonra verdiği temyiz dilekçesinin reddine.
2 - Diğer davacılar M.K. ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harçlarının geri verilmesine, 28.10.1998 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy