(743 S. K. m. 639, 641) (3402 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 75)
Dava: Taraflar arasındaki "tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.3.1995 gün ve 1992/569 E-1995/104 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesi'nin 18.4.1996 gün ve 1995/9645-1996/4042 sayılı ilamıyle; (... Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın M.K.nun 639/1. maddesi hükmü uyarınca adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulü karar verilmesi üzerine hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dilekçesinde dava tarihinden önceki kazanmayı sağlayan kadım zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Bir yerin bu yoldan kazanılabilmesi için Yasa'da belirtilen kazanma koşulları yanında taşınmazın zilyetlikle kazanılacak özel mülkiyet konusu yerlerden olması gerekmektedir. Ancak bu takdirde zilyetlik yolu ile taşınmazın tescili yoluna gidilebilir. Fen elemanı Ömer Karaca tarafından düzenlenen 28.6.1994 günlü raporda tescil konusu taşınmazın kadastro haritasında taşlık ve çalılık olarak gösterildiği, ziraatçı bilirkişi Hüseyin şahin tarafından düzenlenen 4.7.1994 günlü raporda da taşınmazın 4 tarafı taşlık ve çalılık alanlarla çevrilidir. Uzman bilirkişilerin raporlarında belirlenen bilgi ve paftadaki açıklamalar karşısında bu yerin zilyetlik yolu ile kazanılıp kazanılmayacağının gözönünde tutulması gerekir. Taşlık ve çalılık olarak kadastroda tespit harici bırakılan bir yer kural olarak M.K.nun 641. maddesini kapsamın giren Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden sayılır. Böyle bir yer 3402 sayılı kadastro Kanununun 17. maddesi uyarınca imar ve ihya edilmedikçe zilyetliğe dayanılarak kazanılması mümkün olmaz. Yerel bilirkişi ve tanıklar imar ve ihya olgusundan söz etmeksizin davacı tarafından tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Mahkemece taşınmazın paftadaki niteliği gözönünde tutulmaksızın yerel bilirkişi ve tanık sözlerine dayanarak davanın kabulü yönüne gidilmiştir. Dava dilekçesinde davacı ihya olgusuna dayanmadığına ve yargılama aşamalarında da bu olguyu ileri sürmediğine göre zilyetliğe dayanılarak bu yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş olması Yasa'ya uygun düşmez. Zira H.U.M.K.nun 75. maddesi hükmüne göre kanunun belirlendiği ayrık haller dışında hakim iki taraftan birinin söylemediği şeyi ve iddia sebeplerini re'sen nazarı dikkate alamaz. Kanunumuzun bu hükmüne göre hakimin hükmüne temel yapacağı maddi vakıaların taraflarca getirmesi gerekmektedir. Kanun "Taraflarca getirilme prensibini" kabul ettiğine göre ancak taraflarca ileri sürülen vakıalar dikkate alınabilir. Somut olayda dava konusu taşınmaz ancak imar ve ihya yolu ile kazanılabilecek bir yerdir. Davada ihya olgusu ileri sürülmediğine ve niteliğinde olan bu yön yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edilmediğine göre, zilyetliğe dayanılarak davanın kabulüne kara verilmiş olması Yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı Hazine vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, tescil istemine ilişkindir.
Davanın kabulüne dair yerel mahkemece kurulan hüküm, Özel Dairece, ".. davada imar veya ihya hukuki nedenine dayanılmadığı
gibi, bilirkişi ve tanıklarca da bu yönde bir açıklama yapılmadığı, taşınmazın imar ve ihya edilmeksizin zilyetlikle kazanılamayacağı.." vurgulanmak suretiyle bozulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu'nun 12.3.1997 gün, 1996/8-813 E, 1997/184 K. sayılı ve 4.6.1997 gün, 1997/8-218 E, 1998/484 k. sayılı ilamlarında açıkça benimsendiği gibi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil isteminin aynı zamanda imar-ihya istemini de kapsayacağında kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. O nedenle yerel mahkemenin kazanmayı sağlayan zilyetliğin imar ihyayı da kapsadığına dair direnmesi yerindedir. Ne var ki, yerel mahkemece kurulan hükmün esasına yönelik temyiz itirazları incelenmediğinden, dosya gerekli tetkikatın yapılması için Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı yerinde bulunduğundan işin esası incelenmek üzere dosyanın 8. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 28.10.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy