(506 S. K. m. 37) (1475 S. K. m. 16)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İstanbul 6. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.11.1997 gün ve 1995/1684 E-1997/866 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 10.2.1998 gün ve 1997/20813 - 1998/1274 sayılı ilamı:
(... 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalının aşağıdaki bendin kapsam dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir,
3- Davacı yoğun çalışma nedeniyle sağlığının bozulduğunu ileri sürerek iş akdini feshetmiş bulunmaktadır. Mahkemece bu gerekçeye dayanarak kıdem tazminatına hükmedilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacı davalıya ait otelde ziyafet sorumlusu olarak görev yapmıştır. 1475 sayılı İş Kanunu'nun 16/1-a maddesine göre hizmet akdinin konusu olan işin yapılması bilinmeyen ve işin mahiyetinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa işçi akdi sürenin bitiminden önce veya bildirim öneli beklenmeksizin feshedilebilir. Somut olayda davacının ileri sürdüğü hususlar gerçekleşmemiş ve böylece anılan yasa hükmünde öngörülen koşullar oluşmamıştır.
Mahkemece davacının isteği olan istirahatli günlere ait ücretler de kabul edilmiştir. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 37. maddesine göre hastalık sebebiyle geçici iş görmezliğe uğrayan sigortalılara SSK.ca geçici iş görmezlik ödeneği verilir. Diğer bir deyişle istirahatli günler için davalı işverenin davacı işçiye her hangi bir ücret ödeme yükümlülüğü yoktur. Bu nedenle istirahatli günler için işverenden ücret tahsiline yolunda hüküm kurulmasıda hatalıdır. Ayrıca bu ücretin ödenmemesinden dolayı davacının iş sözleşmesini feshetmesi haklı bir neden olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulüde isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 07.10.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy