(1475 S. K. m. 9, 11, 13) (818 S. K. m. 113)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 2. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 4.11.1997 gün ve 1996/119-1997/633 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 10.3.1998 gün ve 1997/20294-1998/3771 sayılı ilamı;
(... Davacı ile davalı işveren arasında 8.12.1993 tarihinde düzenlenen hizmet sözleşmesinde Berke Barajı inşaatının bitim tarihine kadar davacı işçinin mühendis olarak aylık 2000 Amerikan Doları ücretle çalıştırılacağı öngörülmüş fakat daha sonra davalı işverenin yönetim kurulu kararı uyarınca 12.7.1995 tarihinde sözleşmesi fesh edilerek kendisine yıllık ücretli izin parası, ihbar ve kıdem tazminatları ile diğer bir kısım işçilik hakları ödenerek 1.8.1995 tarihinde ibraname düzenlenmiştir. İbraname metninde davacı bütün haklarını aldığını ve artık başka bir alacağı bulunmadığını da açıklamış ve imzalamıştır.
Davacı işçi inşaatın bitiminden önce sözleşmenin fesh edildiği ileri sürerek bakiye süre için Borçlar Kanunu'nun 325. maddesine göre istekte bulunmuş, mahkemece istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık sözleşmenin süresinin belirli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, hizmet sözleşmesinde sözleşme süresi belirli bir tarih yazılmak suretiyle gösterilmiş değildir. Davacının barajın bitim tarihine kadar çalışacağının öngörülmesiyle yetinilmiştir. Baraj inşaat uzun süre devam eden, inşaat işine endeksli olarak çalışmanın öngörülmesi sözleşmenin süresinin belirli olmadığını gösterir. Gerçekten somut olayda da inşaatın uzun süre devam ettiği görülmektedir.
Öte yandan davacı işçinin işine son verilirken kendisine ihbar tazminatının da ödenmiş olduğu görülmektedir. İhbar tazminatını alıp, başka hiçbir alacağının kalmadığını beyan eden bir kimsenin daha sonra sözleşmenin belirli süre olduğundan söz ederek geri kalan süre için ücret isteğinde bulunması olanağı yoktur. Davacının bu tutumu çelişkili davranış oluşturur ki bunun hukuken kabulü mümkün değildir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında isteğin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; 1.8.1995 tarihli ibranamede davacının ihbar tazminatını aldığı açıktır. Kural olarak ihbar tazminatı süresiz akitlerin feshinde söz konusu olur. Davacı ihbar tazminatını aldığına göre aktin süresiz olduğunu benimsemiş sayılır.
Öte yandan, davacının ibraname düzenlediğinin aynı gününde davalı işverene gönderdiği ihtarname içeriği itibarıyla aktin feshinden sonraki haklara ilişkin olduğundan az yukarıda açıklanan ibranamenin hukuki geçerliliğini etkilemez. Bu nedenlerle yukarıda ve bozma kararında yazılı gerekçelerle birlikte direnme kararının bozulması gerekir.
Sonuç: Davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 07.10.1998 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy