(1475 S. K. m. 18)
Dava: Taraflar arasındaki "kıdem ve ihbar tazminatı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 1. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 05.05.1997 gün ve 1995/290 E-1997/168 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 04.11.1997 gün ve 1997/11983-18417 sayılı ilamı ile; ( ...Hizmet sözleşmesinin eki niteliğindeki Personel Yönetmeliğinin 94. maddesinde feshe konu olayın intikali üzerine Disiplin Kurulunca 20 gün içinde karar verileceği kuralına yer verildikten sonra, karar tarihinden itibaren 7 gün içinde işin feshe yetkili makam niteliğindeki, idare meclisine intikal ettirileceği öngörülmüştür.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre 26.10.1994 tarihli müfettiş raporu üzerine, Disiplin Kurulu 02.11.1994 tarihinde kararını vermiş, 7 günlük süre geçtikten sonra idare meclisine iş, 06.03.1995 tarihinde intikal ettirilerek anılan meclis konuyla ilgili görüşme sonucunda 06.03.1995 gününde davacının sözleşmenin feshini uygun bulmuştur.
Yerel mahkemece söz konusu 7 günlük sürenin geçirilmesi sonucu feshin haksız nitelik kazandığı gerekçesiyle ihbar ve kıdem tazminatı istekleri hüküm altına alınmıştır.
Türk Pozitif Hukukunda, Anayasa ve yasalarımızda işlerin sürüncemede bırakılmaması amacıyla, bu tür hükümlere yer verildiği bilinen bir gerçektir. Ne var ki, bu nitelikteki hükümlerin talimat niteliğinde olup, bağlayıcı özelliği yoktur. Personel Yönetmeliğinin 94. maddesi de bu nitelikte bağlayıcı olmayan hükümlerdendir.
Burada dikkat edilmesi gereken kural, 1475 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde öngörülen 6 iş günlük ve 1 yıllık hak düşürücü sürelerin geçirilip geçirilmediği sorunudur. Mahkemece bu sorun üzerinde öncelikle durularak hak düşürücü sürenin geçirilmediği sonucuna varıldığı takdirde, işin esasının incelenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan verilere göre 6 iş günlük süre olayda geçirilmiş değildir. Bir yıllık süre bakımından da bir çok olay söz konusu olduğu için, durumun açıklığa kavuşturulması gereksinimi duyulmaktadır.
O halde, karar inceleme ve araştırma yapılmak ve değerlendirmeye de tabi tutulmak suretiyle bir karar verilmek üzere bozulmalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 18.02.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy