(6831 S. K. m. 2) (743 S. K. m. 639)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 17.9.1997 gün ve 1997/90 E.-1997/753 K. sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 6.5.1998 gün ve 1998/5215-5726 sayılı ilamı;
(... Davacı Hazine, dava konusu Kütükçü köyü 99 parsel sayılı taşınmazın 1946 yılında 3116 sayılı yasa uyarınca yapılan orman tahdidinde orman sınırları içerisinde kaldığını, 1980 yılında 1744 sayılı yasaya göre yapılan orman dışına çıkarma işleminin idari yargı yerince iptal edildiğini, daha sonra 1988 yılında 6831 sayılı yasanın 3302 sayılı yasa ile değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın orman tahdidi içerisinde iken tapulamaca davalılar adına tespit gördüğünü ileri sürerek iptal ve tescil istemiştir.
Davalılar ise, taşınmazın 1952 maki tefrikinde makilik alanda kaldığını, tespitten bu yana da otuz yıldan fazla süre geçtiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazın 1952 maki tefrikinde makilik alanda kaldığını, tespitten bu yana da otuz yıldan fazla süre geçtiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazın 1952'de makilik alanda kaldığından söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Gerçekten de dava konusu taşınmazın tamamının 1946 tahdidinde orman sınırları içerisinde kaldığı, 1744 sayılı yasaya göre 1980 yılında Hazine adına orman dışına çıkarıldığı, 1952'de yapılan maki tefrikinde makilik olarak ayrılan, alanda kaldığı, tapulamaca 1963 yılında senetsizden tespit gördüğü anlaşılmaktadır. Ne var ki, taşınmazın makilik alan olarak tefrik edildiği 1952 yılından itibaren kadastro tespitinin yapıldığı, 1963 yılına kadar 20 yıllık zilyetlikle mülk edinme süresinin dolmadığı açıktır.
Hal böyle olunca, davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı yolu ile mülk edinme koşullarının oluşmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 6.5.1998 gün ve 5215-5726 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle Hazine'ce "devletin hüküm ve tasarrufundaki yerdir" iddiasıyla açılan davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınmayacağına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA 20.10.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy