(743 S. K. m. 633) (403 S. K. m. 19, 29, 26, 33, 35)
Dava: Taraflar arasındaki "satış işlemi iptali-eski hale getirme" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 10. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 17.2.1998 gün ve 1995/1229-1998/117 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 12.11.1998 gün ve 12204-12738 sayılı ilamı;
(... Davacı Hazine vekili, çekişmeli taşınmazın Ester Sigorta adına, tapuda kayıtlı olduğunu, ölümü ile taşınmazın kızı Ruta'ya kaldığını, Ruta'nın ise vatandaşlıktan çıkarıldığını, buna rağmen Ruta'nın Mülayim Gülşen'i vekil teyin ederek taşınmazı vekilin oğlu olan davalıya intikal ettirdiğini ileri sürerek tapu kaydının iptaliyle eski hale getirilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, vatandaşlıktan çıkarılan Ruta'nın vekil aracılığıyla taşınmazı vekilin oğlu olan davalıya temlik ettiği sabittir. Hazine'nin Vatandaşlık Yasası'nın 26 ve 35. maddeleri uyarınca işlem yapılabilmesi için mülkiyetin vatandaşlıktan çıkarılan malike döndürülmesinde hukuki yararı ve aktif dava ehliyeti bulunduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, subut bulan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçelerle yazılı olduğu üzere reddedilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Yerel mahkeme ile özel Daire arasındaki uyuşmazlık; Türk vatandaşı olan murisi adına tapuda kayıtlı taşınmazı, tek (münhasır) mirasçı olarak M.K.'nun 633. maddesi hükmünce edindikten sonra, vatandaşlıktan çıkarılıp yabancı durumuna düşen kişinin vekili aracılığıyla Türk vatandaşı sıfatını taşıyan davalıya yaptığı satış işlemini iptal ettirerek, tapu kaydının eski haline getirilmesini isteyebilmekte; davacı Hazine'nin hukuki yararının bulunup bulunmadığı ve mevcut delillerin davanın reddini gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
Bu bağlamda hemen belirtilmelidir ki, davacının davayı açmakta hukuki yararı (menfaatı) olmalıdır. Buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Başka bir anlatımla, davacının hukuki korunma (himaye) istemesinde, korunmaya değer yararı bulunmalıdır. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamalarında, hukuki yarar, dava şartı kabul edilmiş, mahkemelerin dava şartlarını öncelikle ve re'sen incelemekle görevli oldukları vurgulanmıştır.
Öte yandan, uyuşmazlığı doğuran satış işleminin iptaliyle tapu kaydının eski haline getirilmesinde, davacı Hazine'nin hukuki yararının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması; Türk vatandaşlığı kanunu hükümleri uyarınca değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bilindiği üzere, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 19 ve devamı maddelerinde, "vatandaşlığı kaybı", "vatandaşlıktan çıkma", "vatandaşlığın kaybettirilmesi", "vatandaşlıktan çıkarma" hallerine değinilmiş, 29. ve devamı maddelerinde ise bu hallerin doğuracağı hukuki sonuçlar açıklanmıştır. Ortaya çıkan sonuçlardan biri, yabancı durumuna düşen kişinin "mallarının tasfiyesine" ilişkindir. Kanunun 26. maddesi ile bu konuyu (tasfiyeyi) düzenleyen 35. madde arasında doğrudan bağlantı kurulmuş; 29. maddesinde de Türk vatandaşlığını kaybeden kişilere tanınan haklar belirtilirken, 33 ve 35. maddelerin hükümleri saklı tutulmuştur.
Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasında (...26. madde gereğince vatandaşlıktan çıkarılan kişilerin Türkiye'de bulunan malları Hazine'ce tasfiye edilir. Bedelleri nam ve hesaplarına milli bir bankaya yatırılır. Bu kişiler çıkarma kararı aleyhine Danıştay'a başvurduğu takdirde malların tasfiyesi dava sonuna bırakılır...) hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanı sıra, gerek öğretide, gerekse Danıştay ve Yargıtay uygulamalarında; vatandaşlıktan çıkarılan kişinin Türkiye'ye gelse dahi tasfiyeyi bizzat yapamayacağı, bunun Hazine'ce yapılacağı tasfiye sonuna kadar mülkiyet hakkı devam etmekle beraber, tasarruf yetkisinin kalkacağı görüşü ifade edilmiştir. (Bkz. Prof. Dr. Ergin Nomer; Vatandaşlık Hukuku Dersleri, 1982, sh. 126).
Açıklanan yasal düzenlemelere ve ilkelere göre, davacı Hazine'nin eldeki davayı açmasında hukuki yararı vardır. Öyle ise vatandaşlıktan çıkarılma kararını içeren Bakanlar Kurulu Kararı örneği dosyaya getirtilmeli çıkarma halinin sebebi ve hukuki durumlar üzerinde durulmalı; böylece, işin esası incelenmek suretiyle bir hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda yazılı gerekçelerle Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy