(2709 S. K. m. 123) (506 S. K. m. 137, Ek m. 24) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. İş Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 18.6.1997 gün ve 226-1069 sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 06.07.1999 gün ve 1997/6451 E. 1999/5362 sayılı ilamıyla;
(... 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre Sosyal Sigortalar Kurumunun temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Dava sonucu itibariyle davacı şirketten 506 sayılı Kanunun Ek 24/L maddesi çevresinde istenen sosyal yardım zammından, davacının bu madde kapsamındaki Kurum ve kuruluşlardan bulunmadığından bahisle sorumlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Anonim Şirketinin TTK hükümlerine göre kurulmuş ticari şirket olduğu, kanunla kurulmuş Ordu Yardımlaşma Kurumunun bu şirketin hissedarı bulunduğu, Sosyal Sigortalar Kurumunun davacı şirketten 506 sayılı Kanunun 3995 sayılı Kanunla değişik Ek 24/L maddesi hükmüne göre 1995 yılının 8.ayında ödenen sosyal yardım zammının iadesini istediği, davacı şirketin %41.66 hissesinin Ordu Yardımlaşma Kurumuna, %1, 3065 hissesinin Mais Motorlu Araçlar İmal ve Satış Anonim Şirketine %0,0335'inin Oyak Sigorta Anonim Şirketine, %57'sinin ise Fransız Şirketlere ait olduğu dosya içeriğindeki belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacı Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Anonim Şirketinin %41.66 hissesine sahip bulunan Ordu Yardımlaşma Kurumu 205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununa dayanılarak kurulmuş olup, 506 sayılı Kanunun Ek 24/L maddesi kapsamında Kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan kuruluşlar kapsamında bulunmaktadır. Giderek 205 sayılı Kanun hükümlerine göre, Kurumun gelirleri tamamen kendi mensuplarının aylıklarından kesilen belli orandaki miktarlar ile hibe ve mevcutların işletilmesinden elde edilecek gelirlerden oluşmakta olup, devletin payı ve katkısı bulunmamaktadır. Giderek 205 sayılı Kanunun 35. maddesinde OYAK'a kurumlar vergisine tabi olmama, kuruma yapılan bağışların veraset ve intikal ve gelir vergisinden muaf tutulma gibi muafiyetler tanınmıştır.
506 sayılı Kanunun 3995 sayılı kanunla değişik ek 24/L maddesi hükmüne göre de genel ve katma bütçeli idareler, mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden aylık bağlanmasına hak kazandıktan sonra ayrılanlardan, 506 sayılı kanun hükümlerine göre malullük yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri, söz konusu kuruluşlar adına kurumca yapılır. Yukarıda belirtilen kuruluşlar adına yapılan ilk sosyal yardım zammı ödemelerinden ödenmemiş olanlar,yapılacak yazılı bildirim tarihinden itibaren, en geç 1 ay içinde defaten kuruma ödenir, sonraki aylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarları ise, yeni bir bildirim beklenmeksizin ilgili kuruluşlarca, her ay emekli aylığı ödeme tarihlerinden önce kurumun ilgili hesabına yatırılır.
Davada uyuşmazlık konusu olan husus; anılan maddede öngörülen bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden deyiminin, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki teşekkül ve kuruluşlarla sınırlı olup olmadığı veya madde başlangıcında öngörülen diğer kurum ve kuruluşları da içine alıp almadığı konusundadır.
Bu yönde, maddenin şekli yorumunda görüldüğü üzere genel ve katma bütçeli idareler, mahalli idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar dan oluşan tümce ve bağlacı ile 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden oluşan diğer tümceye bağlanmış olup ayrıca müessese,bağlı ortaklık ve iştirak kavramları 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla sınırlıdır. Nitekim dilbilgisi kurallarına göre ve bağlacı aralarında beraberlik ve ardışıklık olan kelimeler veya cümleler arasına girerek bunları birbirine bağlama görevini yapmaktadır. Kanunun Ek 24 maddesinin L bendinde yer alan iki yan tümce arasındaki beraberlik ise sosyal yardım zammından doğan sorumluluk konusunda olmaktadır. Kaldı ki söz konusu bend hükmünün anlamını çözmek için, dilbilgisi kurallarından daha çok, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ve burada yer alan teşekkül, kuruluş, müessese, bağlı ortaklık ve iştirak kavramları üzerinde durmak gerekir.
Gerçekten de maddede yer alan 233 sayılı Kanun Hükmünde kararname kapsamına giren teşekkül ve kuruluşlarla, bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri deyimleri, birlikte ele alındığında, tamamen 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki deyimleri içermektedir. Nitekim anılan Kanun hükmünde Kararnamede müessese, bağlı ortaklık ve iştirak kavramları yine ek 24/L maddesinde belirtilen sıra dahilinde ayrı ayrı düzenlenmiştir. Şöyle ki: İktisadi Devlet Teşekkülü, sermayesinin tamamı devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan kamu iktisadi teşebbüsüdür;Kamu iktisadi kuruluşu ise sermayesinin tamamı devlete ait olan ve tekel niteliğindeki mallar ile temel mal ve hizmet üretmek ve pazarlamak üzere kurulan kamu hizmeti niteliği ağır basan kamu iktisadi teşebbüsüdür; müessese, sermayesinin tamamı bir iktisadi devlet teşebbüsüne ya da kamu iktisadi kuruluşuna ait olup ona bağlı işletme veya işletmeler topluluğudur. Bağlı ortaklık, sermayesinin %50 sinden fazlası iktisadi devlet teşekkülü ve kamu iktisadi kuruluşuna ait olan işletme veya işletmeler topluluğundan oluşan Anonim şirketlerdir; iştirak ise sermayesinin %15'inden çoğu fakat %50 sinden aşağısı kamu iktisadi kuruluşu ve iktisadi devlet teşekkülüne veya bağlı ortaklıklarına ait olan anonim şirketlerdir.
Diğer yandan 506 sayılı Kanunun Ek 24/L maddesinin amaca yönelik yorumunda; müessese, bağlı ortaklık ve iştirak kavramlarının özellikle kamusal niteliği bulunmayan, salt kanunla ya da kanunun verdiği yetkiye istinaden kurulan kuruluşlara teşmil edildiğinin verdiği yetkiye istinaden kurulan kuruluşlara teşmil edildiğinin kabulü, kanun koyucunun anılan maddenin konuluşundaki amacına da ters düşecektir.
Kaldı ki, yukarıda da açıklandığı üzere Oyak Renault Anonim Şirketinin sermaye kompozisyonu içinde, iştirakçisi OYAK'da da olduğu üzere kamu payı bulunmamaktadır. 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, sermayesindeki kamu payı %15 in altında olan bir iktisadi devlet teşekkülü ile kamu iktisadi teşebbüsünün iştiraki 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 506 sayılı Kanun Ek 24/L maddesi hükmü anlamında iştirak sayılmazken, sermayesinde hiçbir kamu payı bulunmayan şirketin Ek 24/L kapsamında iştirak sayılması hukuki bir çelişkidir.
205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanununun 33/b maddesinde; .... lüzumlu ve faideli görüldüğü takdirde her nevi şirketleri kurmaya ve gerek bunlara ve gerekse kurulmuş bulunanlara iştirak ve bunların hisse senetlerini veya ortaklık paylarını almaya... OYAK Yönetim Kurulunun yetkili kılınması ve bu maddeden kaynaklanan yetki ile OYAK'ın, davacı şirketin sermayesinin %41.66'sına sahip olması Oyak Renault Anonim Şirketinin özel yasaya veya özel yasanın verdiği yetkiye göre kurulduğu anlamını taşımaz. Zira Oyak Renault Anonim Şirketi tamamen Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuştur ve OYAK 205 sayılı Kanunun anılan maddesinin verdiği yetki ile bu şirkete ortak olmuştur. Nitekim 205 sayılı Kanunla OYAK'a tanınan muafiyetlerin hiç biri davacı şirkete tanınmamıştır.
Davacı, Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş.nin özel hukuk hükümlerine göre kurulan ticari bir şirket olması, iştiraki bulunan Ordu Yardımlaşma Kurumunun ise 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında bulunmayıp, sadece kanunda kurulmuş bir kurum olması karşısında yukarıda açıklanan nedenlerle artık davacı şirketin 506 sayılı kanunun ek 24/L maddesi kapsamında bulunması, giderek sigortalı yada hak sahiplerine malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası ödenen sosyal yardım zamlarından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Bu arada belirtmekte yarar vardır. Öğreti ve bilimsel yazılarda, yukarıda açıklanan düşüncelerin tersine bir görüşe rastlanmamıştır.
Mahkemece belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan yazılı biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Özel Daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlık, davacı Oyak-Renault A.Ş. ve buna benzer kuruluşların, 506 sayılı Yasanın Ek 24.maddesi (L) bendi kapsamındaki kuruluşlardan olup olmadığı veya daha açık anlatımla; maddede sözü edilen sosyal yardım zamlarını Kurum'a geri ödemekle yükümlü bulunup bulunmadığı konusuna ilişkindir. Özel Daire; davacı A.Ş. veya benzer nitelikteki kuruluşların özel hukuk statüsü gereği bu tür bir sorumluluklarının olmaması gerektiğini belirlerken, mahkeme, aksi görüşü savunarak, davacı A.Ş.nin sorumluluğunu hükme bağlamıştır.
Sorunun çözümlenebilmesi için öncelikle sosyal yardım zammı kavramının hukuksal niteliğini ortaya koymak, bu zamdan kimlerin ne şekilde yararlandığını belirlemek, daha sonra; doğrudan dava konusu uyuşmazlıkla ilgili geri ödeme yükümünü düzenleyen Ek 24. madde (L) bendinin getiriliş amaç ve kapsamını açıklamak, nihayet davacı ve benzeri kuruluşların, hukuksal statülerini saptamak yararlı olacaktır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının Ek 24. maddesinde düzenlenen Sosyal Yardım Zammı, 6.3.1981 günlü 2422 sayılı kanunla Sosyal Güvenlik Sistemimize girmiştir. Buna göre; 506 sayılı Yasa ile ek ve değişiklikleri gereği, iş kazaları, meslek hastalıkları, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık alanlara, her ay gelir ve aylıkları dışında, Kurumca; seyyanen, belirli bir bedelin ödenmesi kabul edilmiş ve aylıkların belli süreçlerde artırılması konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verilmiştir. Böylece, S.S. Kurumu iki tür ödeme ile karşı karşıya bırakılmıştır. Kurum, bir taraftan 506 sayılı Yasanın belli koşullarda kendisine yüklediği aylık ve gelirleri öderken, diğer taraftan sosyal yardım zammı adı altında ve 506 sayılı Yasa sisteminde öngörülmeyen ikinci bir ödeme ile yükümlü kılınmıştır. Hemen belirlemek gerekirse, Yasa koyucunun, Sosyal Sigortalar Kurumundan gelir alanların sosyal durumlarını bir miktar iyileştirme yönünden iyi niyetle bir tedbir aldığından söz etmek mümkün ise de, bu tür bir uygulama; Sosyal Güvenlik ve bunun alt yapısını oluşturan Sosyal Sigortalar Sisteminde tam bir kaos yaratmıştır. Gerçekten, Sosyal Güvenliği gerçekleştirme araçları, temelde, sosyal yardım kurumları veya Sosyal Sigortalar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Bunlardan, sosyal yardımlar, doğrudan Yasalarla belirli kişi veya gruplara Hazine veya yasanın öngördüğü kurumlar aracılığıyla, karşılıksız yerine getirilir. Sosyal Sigortalar sisteminde ise, durum tamamıyla farklıdır. Sosyal Sigortadan yararlanacak kişiler, öncelikle, sigorta kapsamına alınırlar, daha sonra, sosyal sigorta yasalarının kendilerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirdikten ve belli sosyal risklerin gerçekleşmeleri sonucu, sigortaların sağladığı güvencelerden yararlanırlar. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Sisteminde de aynı durum söz konusudur. Bir sigortalının belli bir sigorta kolundan yararlanması kimi koşullara bağlanmış, sosyal riskin gerçekleşmesi yanında, prim ödeme, yaş, sigortalılık süresi, aylık kazanç gibi unsurların gerçekleşip gerçekleşmediği aranmıştır. Daha açık anlatımla; Sosyal Sigortalar, sosyal içerikli olmakla birlikte, tümüyle sigortalılık sisteminden ve onun tekniğinden soyutlanmamıştır. Nitekim; 506 sayılı Yasanın &II. Bölümü; karşılıklar ve teknik bilanço adı altında 137. ve müteakip maddelerinde bu yönü ortaya koymuş; Sosyal Sigortaların prim esasına dayalı sistemini daha belirgin biçimde açıklamıştır. Sosyal Yardım Zammı ise; prim esasına dayalı sistemin dışında bir sosyal yardım kurumudur. Bu iki sistemin, primli sisteme göre çalışan bir kurumda birleştirilmesi, Sosyal Güvenlik Sisteminde kabul edilemez bir yöntemdir. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının kendisine yüklediği görevleri yerine getirmekle yükümlü Sosyal Sigortalar Kurumunun bu tür ikili bir görevi yürütmesi mümkün görülmemiştir (Bkz. Prof. Dr. Ali Güzel, Sosyal Yardım Zammı Ödenmesinin Sigorta İlkelerine Uygunluğu Tebliğ, SSK. Bülteni, Ekim 1992, Sh.23, 24, Prof. Dr. Can Tuncay, Sosyal Yardım Zamlarının K.İ.T.lere Ödettirilmesinin Hukuka Uygunluğu Tebliğ, a.d.b:sh.25, 26). Nitekim; başlangıçta, belli bir miktarda iken, Bakanlar Kurulunca bu miktarın kısa aralıklarla artırılması sonucu, Kurumun yasal olarak ödediği, aylık ve gelirler tutarına erişen bu zamlar, Kurumun tüm aktuaryal dengesini alt-üst etmiş, Kurum, kısa bir süre sonra, mali dar boğaza girmiştir (S.S. Kurumu 1988 yılı faaliyet raporu; sh.42 nci ve müteakip, aynı Kurumun 1991, 1992, 1994, 1995, 1997, 1998 yılı raporları sh.40, 42, 44 ve devamı).
İşte, Sosyal Sigortalar Kurumunu içerisine düşürüldüğü mali krizden kurtarmak, kendi kaynaklarıyla karşılayamadığı yükümünü bir ölçüde azaltmak amacıyla; Yasa koyucu; uyuşmazlık konusu olayın çözümünde doğrudan uygulanacak yasa kuralını yani Ek 24. maddenin (L) bendini kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu düzenleme ile Sosyal Sigortalar Kurumunun ödemekle yükümlü bulunduğu sosyal yardım zamlarından bir bölümünün, Kuruma geri ödenmesi amaçlanmış ve sosyal yardım zammından yararlananların önceden mensup oldukları kimi kuruluşların sorumluluğu öngörülmüştür. Şu duruma göre, Yasa koyucu, sosyal yardım zamlarının bir bölümünü gene; Kurum üzerinde bırakırken, bir bölümünü gösterdiği Kuruluşlara devretmek suretiyle Kuruma mali bir kaynak yaratmış ve başlangıçta sosyal yardım zamlarının tümünü Kuruma yüklemek suretiyle, yapılan yanlış uygulamayı bir ölçüde hafifleterek; sosyal güvenlik politikasında tercihini ortaya koymuştur.
Öte yandan, Yasa koyucu, sosyal yardım zamlarından üstlenmesini istediği kuruluşları belirlerken tüm kamu tüzel kişileri ve uzantılarını esas almıştır. Gerçekten, 20.6.1987 günlü, 3395 sayılı Yasa ile getirilen ve 1.4.1994 günlü 3995 sayılı Yasa ile yapılan ilavelerle madde aynen aşağıdaki biçimi almıştır:
Genel ve katma bütçeli idareler, mali idareler, döner sermayeli kuruluşlar gibi kamu kuruluşları ile kanunla ve kanunların verdiği yetkiye istinaden kurulan diğer kuruluşlar ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına gider teşekkül ve kuruluşlarla bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinden aylık bağlanmasına hak kazandıktan sonra ayrılanlardan; 506 sayılı Kanun hükümlerine göre malullük, yaşlılık ve ölüm aylığı bağlananların ilk sosyal yardım zammı ödemeleri söz konusu kuruluşlar adına Kurumca yapılır.
Yukarıda belirtilen kuruluşlar adına, Kurumca yapılan ilk sosyal yardım zammı ödemeleri ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgili kuruluşlarca Kuruma ödenmemiş sosyal yardım zammı tutarları bu kuruluşlara yapılacak yazılı bildirim tarihinden itibaren en geç bir ay içinde defaten Kuruma ödenir.
Kurumun yazılı bildiriminde isimleri belirtilenlere sonraki aylarda ödenmesi gereken sosyal yardım zammı tutarları, yeni bir bildirim beklenmeksizin ilgili kuruluşlarca her ay emekli aylığı ödeme tarihlerinden önce Kurumun ilgili hesabına yatırılır.
Kurumlar vergisi mükellefi olan kurum ve kuruluşlarca bu madde gereğince yapılan ödemeler Kurumlar Vergisi uygulanmasında gider yazılabilir. Görüldüğü üzere, madde, açıkça; Genel Bütçe içerisinde yer alan kuruluşlardan başlamak üzere, A.Ş. biçiminde bir özel kuruluş olan iştiraklere kadar tüm kuruluşları kapsamı içine almıştır. Başka bir anlatımla, yeni düzenleme merkezi idareyi, kamu kurumlarını, mesleki kuruluşları, yerel idareleri, yerinden yönetim ve özerk yönetim kurumlarını, KİT'leri, döner sermayeleri ve tüm kuruluşların, müessese, bağlı olduğu ve sosyal yardım zammından sorumlu olup olamayacağı sorununa gelince; bu konuda öncelikle, kısa adı OYAK olan Kuruluşun, hukuksal statüsünü belirlemek ve bir kamu tüzel kişisi olup olmadığını ortaya koymak gerekecektir. Hemen açıklamak gerekirse, kamu tüzel kişileri; Anayasanın 123/3. maddesinde gösterildiği üzere, kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayalı oluşturulan kuruluşlar olarak ortaya çıkarlar. Bunların, kanunla oluşturulması yanında, ortadan kaldırılmaları dahi aynı şekilde, ancak Kanunla olur. Bu kuruluşların, organları, görev alanları, yetkili kurulları, denetimleri, mallarının statüleri, kendilerine tanınan ayrıcalıkları, doğrudan Yasa belirler. Bu yönlerden, kamu tüzel kişileri ile özel tüzel kişiler arasında çok önemli farklar bulunmaktadır. (Ord. Prof. Sıddık Sami Onar, İdare Hukukunun Umumi Esasları, II. Cilt, üçüncü baskı, sh:1051-1055, Prof. Dr. Lütfi Duran, İdare Hukuku, 1982, sahife:72, Prof. Dr. Hamza Eroğlu, İdare Hukuku, 1985, sh:131-132). Bu yönlerden, Oyak Kuruluşunu ele aldığımızda, karşımıza tipik bir kamu tüzel kişisi çıkmaktadır. Zira, Oyak, 205 sayılı Yasayla kurulan bir kuruluştur. Amacı, tamamen kamusaldır. Yetkili organları arasında, Devletin, merkezi idare de yer alan, Bakan ve Üst düzey Komutan ve yetkililer dahil resmi kişiler yer almaktadır. Denetim ve kendisine tanınan ayrıcalık ve muafiyetler, bir özel tüzel kişide bulunulması düşünülmeyecek boyutlardadır. Bu nedenledir ki, Oyak, bir kamu tüzel kişisidir. Bunun sonucu, Oyak Renault A.Ş.i, Oyak'ın yaklaşık %42 oranında hissesinin bulunduğu bir iştiraki olarak ortaya çıkmaktadır.
Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Oyak-Renault A.Ş. dahil, benzeri tüm iştiraklerin ayırımsız sosyal yardım zammından dolayı Kuruma karşı sorumlu oldukları anlaşılmakla, yerinde bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (710.000) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 26.04.2000 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı Oyak Renault Oto Fabrikaları A.Ş.nin 506 sayılı yasanın Ek 24 (L) bendinde belirtilen sosyal yardım zammından sorumlu olup olmadığına ve diğer bir deyişle davacı şirketin adı geçen maddenin (L) bendinde sayılan idare Kurum ve Kuruluşlarından olup olmadığına 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında olan iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu kuruluşlarının müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştiraklerinin sorumlu tutulduğu gibi Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) nun ortak olduğu (iştirak ettiği) şirketlerinde sorumlu tutulup tutulmadığına, iştirak sözcüğünün sadece 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamındaki İktisadi Devlet Teşekküllerine ait sözcük olup olmadığına ilişkindir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy