(506 S. K. m. 5)
Dava: Taraflar arasındaki işyerinin yasa kapsamından çıkarılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın Asliye 1. Hukuk (İş) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.1.1999 gün ve 1998/1107, 1999/15 sayılı kararın incelenmesi davalı SSK. Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 1.3.1999 gün ve 1999/1312-1407 sayılı ilamı ile; (... Davacı, Aydın Sigorta Müdürlüğünde 51628.09.01 numara ile tescilli bulunan Aydın Otogarındaki Pamukkale Turizm Otobüs İşletmesi bilet satış yazıhanesi işyeri işvereni olduğunu, ancak işlerinin yoğunluğu nedeni ile otogardaki işyerine bağlı olmak kaydı ile müşterilere kolaylık getirmek üzere, eski belediye binası yanında yeni bir bilet satış yazıhanesi açtığını, bu yerin müstakil bir işyeri olmadığını otogarda bulunan ana işyerine bağlı olarak çalıştığını, tatbikatta bu gibi yerlerin müstakil bir işyeri olmayıp ayrı işyeri numarası almadığını ve E. işyerine bağlı olarak çalıştığını, dolayısıyla davalı Kurumca 1038735.09.01 numara ile tescil edilen yeni işyerinin tescil tarihi itibariyle yasa kapsamından çıkartılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilerek işyerinin kanun kapsamından çıkarılması hüküm altına alınmışsa da, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 5. maddesidir. Buna göre işyeri bu kanunun uygulanmasında, 2. maddede belirtilen sigortalıların işlerini yaptıkları yerler işyeridir diyerek tarif edilmiş ve işin niteliği ve yürütümü bakımından işyerine bağlı bulunan yerlerle.... diğer eklentiler ve araçlarda işyerinden sayılır demekle işyerinin tarifine daha da açıklık getirmiştir. Ayrıca Sosyal Sigorta işlemleri yönetmeliğinin 5. maddesinin 2. fıkrası aynı işverenin, birden fazla işyeri kurması veya devir alması yahut kendisine intikal etmesi halinde her işyeri için ayrı bildirge düzenlenir. hükmünü getirmiştir. Kanunun ve yönetmeliğin bu açık hükmüne göre aynı işveren olan davacının kurmuş olduğu bu işyerinin ayrı tescili gerektiği yasal bir zorunluluktur. Bu yönüyle Kurumun yapmış olduğu işlemin doğruluğunda tereddüt bulunmamaktadır. Zira günlük hayata baktığımızda holdinglerin büyük şirketlerin ve kuruluşların aynı ve değişik şehirlerde birden fazla bağlı işyeri bulunmaktadır. Sonuç itibarı ile bu işyerlerinin hepsinin de genelde aynı merkezden talimat alarak idare edilmekte oldukları ve E. işyerine bağlı kabul edilip ayrı bir işyeri siciline tescil edilmemeleri halinde kanun ve mevzuatın dışına çıkarak yanlış sonuca varılacaktır. Kaldı ki, davacının da kabul ettiği gibi işlerin çokluğu ve işin artık tek yerden ve tek elden idare edilememesi karşısında davacı yeni bir işyerini açma zarureti duymuştur. Yani davacı daha da büyümek istemiş ve bu yeni işyerini açmıştır. Nimet ve külfet faraziyesine göre davacının daha çok iş ve hizmet karşılığında yeni bir işyeri için de bu sonuca katlanması yasa ve mevzuat gereğidir.
Yukarıda da izah edildiği gibi 506 sayılı Yasanın 5/2. maddesi işyerine bağlı bulunan yerlerle sosyal sigorta işlemleri yönetmeliğinde 5/2. maddesi aynı işverenin birden fazla işyeri kurması şeklindeki ifadeleri olayı kapsadığı ve somut olayın bu tarifler içerisinde kaldığı izahtan varestedir. Aksi görüş ve düşüncenin olayda hukuksal yeri bulunmamaktadır.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı düşüncelerle davanın reddi yerine kabulü doğrultusunda hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı SSK. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.10.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy