(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Rize Asliye 1. Hukuk (İş) Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/12/1998 gün ve 1997/168-1998/277 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 3/5/1999 gün ve 1999/2267-2969 sayılı ilamı ile; (... Davacı, işyerinde çalışırken yaşlılık aylığı koşullarının oluşup oluşmadığını kurumdan sormuş, Kurumun yaşlılık aylığı koşullarının oluştuğunu davacıya bildirmesi üzerine, 13.9.1995 tarihinde işyerinden ayrılmış, ancak Kurum bilahare yapmış olduğu inceleme sonunda 62 günlük eksik çalışma olduğunu bildirerek yaşlılık aylığı isteğini 3.5.1996 tarihinde reddetmiştir. Davacının bundan sonra 1/3/1996-1/5/1996 tarihleri arasında fırın işyerinde ücretle çalıştığı, aylık bağlanması için 7/5/1996 tarihinde yeniden Kuruma başvurduğu, Kurumun 1/6/1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağladığı konularında taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı Kurumun davacıya yaşlılık aylığı bağlanabileceğini bildirmesi üzerine, bu bildirime güvenerek davacı işinden ayrıldığı için ve Kurumun bilahare hesabı yanlış yaptığını ve aylık bağlanamayacağını bildirmesi nedeniyle davacının işinden ayrılıp işsiz kalmasından ötürü Kurumdan gerçek zararını isteyebilmesi mümkündür. Zira Kurumun eylemi sigortalı yönünden haksız fiil teşkil eder. Zararın hesaplanma biçimine gelince; davacı işten ayrıldığı 13.9.1995 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması için ikinci defa başvurduğu 7.5.1996 tarihine kadar eski işinde çalışamamaktan kaynaklanan gerçek zararını Kurumdan isteyebilir. Kuşkusuz zarar hesabı yapılırken ilk işinden ayrıldığı yerde elde etmesi gereken net ücret dikkate alınacaktır. Ancak davacı tazminat istediği tarihler arasındaki 1/3/1996 - 1/5/1996 tarihine kadar fırın işyerinde çalıştığı için fırın işyerinde aldığı ücret miktarı tazminattan düşülmelidir. Ne var ki, fırında aldığı ücret fabrikadan aldığı ücretin altında ise aradaki fark tazminata dahil edilmelidir.
Öte yandan, davacının boşta kaldığı süre içinde bir işte çalışma imkanı ortaya çıkmasına rağmen çalışmamış ise ve bu durum Kurum tarafından iddia ve ispat edildiği takdirde o işten elde etmesi muhtemel ücretler de tazminattan indirilmelidir. Ne ki, bu yolda bir araştırma ve inceleme yapılırken ülkemizde yaşanan işsizlik gerçeği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Açıklanan fiili ve hukuki olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, bozma kararının davacının boşta kaldığı süre içerisinde bir işte çalışma imkanı ortaya çıkmasına rağmen çalışmaması ve bunun ispat edilmesi halinde o işten elde edilmesi muhtemel ücretlerinin tazminattan indirilmesi, bu yoldaki bir incelemede ülkede yaşanan işsizlik gerçeğinin göz önünde tutulması şeklinde olan bölümü görüşmeler sırasında yerinde görülmemiştir. O nedenle sadece anılan bu bölümün bozma kararı kapsamından çıkarılması kabul edilmiştir.
Bu durumda az yukarda aynen ifade edilen bozma kararından çıkarılmasını, bozmanın diğer tüm yönleri usule ve yasaya uygun bulunduğundan direnme kararının bozulması gerekir.
Sonuç: 1- Açıklanan bölümün bozma kapsamından çıkarılmasına,
2- Daire bozmasının diğer yönlerinde açıklanan gerektirici nedenlere göre direnme kararının BOZULMASINA, 08.12.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy