(818 S. K. m. 84, 113) (1086 S. K. m. 185/2) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.11.1997 tarih ve 1995/717-1997/708 sayılı kararın incelenmesi, davalı borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.5.1998 tarih ve 1998/1868-3622 sayılı ilamı ile; ( ... Davacı vekili; davalının müvekkilinden aldığı 30.12.1994 tarih, 056771 nolu faturada belirtilen mal bedellerini fatura kapsamında belirtildiği üzere peşin ödemesi gerektiği halde ödemediğini, faturaya derç edildiği gibi tarafların gecikme halinde % 20 gecikme faizi uygulanacağı hususunda anlaştıklarını, davalı aleyhine bu nedenle icra takibi yapıldığını, davalının kısmi itirazda bulunduğunu ve takibin durduğunu ileri sürerek, davalının kısmi itirazının iptalini, alacağın fatura münderecatından da anlaşılacağı üzere taraflarca kararlaştırılan aylık % 20 gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, takibe kötü niyetle itiraz eden davalının % 40 icra inkar tazminatına mahkumiyetini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; icra takibine konu fatura bedelinin 343.380.000 TL'si davacının antetli tahsilat makbuzu ile ödenmiş olduğundan, kısmi itirazda bulunulduğunu, kalan 202.000.000 TL'nin de belgeler karşılığı ödendiğini, taraflar arasında aylık % 20 gecikme faizi uygulanacağı konusunda anlaşma olmadığını, gerekli nispi harcın yatırılmadığını savunarak davanın reddini, davacının % 40 kötü niyet tazminatına mahkumiyetini talep etmiştir.
Mahkemece; iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından fatura bedelinin 108.900.000 TL'sinin fatura tarihinden önce ödendiği icra takibi itibariyle istenecek vade farkının 233.148.135 TL olduğu, kısmi itiraz 343.380.000 TL'ye ilişkin olduğundan davalının takibin 110.231.865 TL'lik bölümüne yaptığı itirazın haklı 233.148.135 TL'lik bölümüne yapılan itirazın haksız olduğu anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile itiraza uğramayan 202.333.460 TL'ye aylık % 20 gecikme faizi yürütülmek ve hükmedilen tutara BK'nin 104/son uyarınca faiz yürütülmemek koşuluyla davalının takibin 233.148.135 TL'lik bölümüne yaptığı itirazın iptaline, takibin itiraza uğramayan kısımla birlikte 435.487.595 TL üzerinden devamına, alacak likit olduğundan 233.148.135 TL üzerinden % 40 icra inkar tazminatına davalının mahkumiyetine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı aleyhine fatura bedeli olan 545.719.160 TL üzerinden icra takibi yapmış olup, 343.380.000 TL'nin davalı tarafından ödendiği belirtilerek takibe itiraz edilmiştir. Geri kalan miktar olan 202.339.460 TL'nin ödenmediği davalı tarafından da kabul edilmiştir. Yargılamada 343.380.000 TL'nin ödendiği ispat edilmiştir. Ayrıca davalının 202.339.460 TL'yi % 20 faizi ile icra takibi sırasında ödediği de taraflar arasında çekişmesizdir.
BK'nin 113. maddesine göre; asıl borç ödeme veya başka yolla ortadan kalkarsa fer'i haklarında ortadan kalkacağı, daha önce işlemiş olan faizleri isteme hakkının saklı tutulduğu bildirilmiş veya durumun özelliğinden anlaşılmış olmadıkça, bu faizlerde istenemez. Ayrıca kısmi ödemelerin tarihlerine ve temerrüt durumuna göre, anapara veya faize mahsubu hususu değerlendirilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince davalının davacıya faiz borcu olup olmadığı göz önüne alınmalıdır. Ancak, yargılama giderleri ile icra takibi giderleri bakımından sorumluluğu da belirlenmelidir. Mahkemece, bu yönlerin ihmali doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, icra takibine yapılan kısmi itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı alacaklı, davalı borçlu aleyhine faturaya dayalı 545.719.160 liranın takip tarihinden itibaren aylık % 20 gecikme faiziyle tahsili hususunda, ilamsız icra takibinde bulunmuştur.
Davalı borçlu vekili, takip konusu borcun 343.380.000 lirasının ödendiğini, kalan kısmının da ödeneceğini bildirerek kısmi itirazda bulunmuştur. Davacı vekili, icra takibine yapılan kısmi itirazın iptali için iş bu davayı açmıştır.
Takip talebinde tahsili istenen miktarın 343.380.000 lirasının ödendiğini davalı belgelerle ispat etmiş olup, bu husus davacının da kabulündedir. Böyle olunca davalı borçlu, takip talebine karşı yapmış olduğu itirazında haklıdır.
Dava açılmasının, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından neticeleri vardır. Usul hukuku açısından iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı mevcut olup ancak, HUMK 185/2. maddesi gereğince davalının rızası, ıslah, feragat, müddeabihin temliki halinde iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkündür.
İcra takibi ile asıl alacağın takip tarihinden itibaren aylık % 20 gecikme faizi ile birlikte tahsili istendiği halde davacının, dava açıldıktan sonra, takip konusunun vade farkı olduğunu beyan ederek iddiasını genişletmesi davalının da buna karşı çıkmaması ile zımnen muvafakat etmesi halinde geçerlidir. Ne var ki; dava bir tahsil davası olmayıp icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğundan somut olayın bu ilkeler çerçevesinde incelenmesi zorunludur. O nedenle BK'nin 113 ve 84. maddesinin uygulama olanağı da yoktur.
Dava, az yukarıda açıklandığı ve nitelendirildiği üzere İİK'nin 67. maddesine dayalı itirazın iptali davası olduğundan işin takip hukuku açısından değerlendirilmesi gerekir. Hal böyle olunca davalı icradaki kısmi itirazında haklıdır ve itiraza uğramayan kısım için karar verilmesine de gerek yoktur. Öte yandan, davanın özelliği itibariyle bilirkişi incelemesine de gerek bulunmadığından bilirkişi yemin tutanağı düzenlenmemiş olması da sonuca etkili görülmemiştir. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
Sonuç: Davalı-borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.04.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy