(1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 5. Ticaret Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 18.12.1997 tarih ve 1997/218-796 sayılı kararın incelenmesi, davacı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.9.1998 tarih ve 98/3833-5506 sayılı ilamı ile; (... Davacı, davalı kooperatif üyeliğinden haksız yere ihraç edildiğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini ve işlemden kaldırılan dava dosyasının işleme konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl davada verdikleri savunmayı yinelediklerini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Davacının 16.5.1997 tarihinde işleme koyduğu dilekçenin açıkça 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne hitaben ve mahkemenin işlemden kaldırılan 1996/498 E. sayılı dava dosyasının işleme konulmasını amaçlayarak yazıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu dilekçenin ayrı bir esasa kaydının yapılması ve son oturumda davacıdan yeni bir dava açtığı yolunda beyan alınması, bu dilekçe ile sağlanmaya çalışılan devamlılığı ve korunmaya çalışılan hakkın varlığını ortadan kaldırmaya elverişli değildir.
1996/498 E. sayılı dava dosyası 20.2.1997 tarihinde işlemden kalktığına göre, 16.5.1997 tarihinde harç tahsil edilmek suretiyle yapılan yenileme isteğinin dava süresini korumaya yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, davacıya çıkarılan uyanlar B. Dersanesi Öğretmeni-Kızılay, ihraç kararı ise B. Koleji Müdürü-Balgat adreslerinde ve sekreter ünvanlı birbirinden farklı kişilere tebliğ edildiğine göre, adrese gönderilen ve bizzat davacıya tebliğ edilmeyen ihraç kararının davacıya tebliğ edildiğinin kabulü mümkün bulunmamaktadır. Duruşmanın son oturumunda davacıdan alınan ve mahkeme kararına da dayanarak teşkil eden beyanda bildirildiği belirtilen adres dershane olarak yer aldığından bu beyanın davacı aleyhine yorumlanması da doğru olmayacaktır. Esasen davalı vekilinin verdiği 26.11.1997 tarihli dilekçede de açıkça davacının kooperatife verdiği adresin İ. Caddesi, B. Dershanesi olduğu kabul edildiğinden farklı bir adrese gönderilen ihraç kararının usulünce tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece davanın süresinde açıldığının kabulüyle işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.04.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy