(3813 S. K. m. 1, 2, 10, 29)
Taraflar arasındaki muarazanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 2. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 30.10.1997 gün ve 1997/845-927 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 16.10.1998 gün ve 1998-7370-6709 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkili kulübün futbol maçlarının davalıya ait TV. Kanalında yayını konusunda taraflar arasında 3 yıl süreli sözleşme yapıldığını, sözleşmenin 1995-1996 futbol sezonunda uygulandığını, bu arada Futbol Federasyonunun bütün kulüplerin temsilcisi sıfatı ile 1. lig takımlarının maçlarının TV'de yayını konusunda ihale açıldığını, bu ihale sonucunda Türkiye 1. Futbol Liginde oynanan lig maçlarının yayın haklarının davalıya ihale edildiğini ancak müvekkili kulübün bu havuz sistemine dahil olmayıp davalı ile arasındaki münferit sözleşmeye bağlı kaldığını, iki yıl sonra sözleşmenin müvekkilince fesih edildiğini, buna rağmen müvekkili kulübün yayın haklarının kendilerinde olduğuna dair gerçek dışı yayınlar yapıldığını oysa müvekkilinin maçlarının yayını konusunda dava dışı bir Televizyon Kuruluşu ile anlaştığını ileri sürerek müvekkili kulübün profesyonel futbol takımının birinci lig maçlarının davalı tarafça TV.de yayınlanmamasını teminen çıkardığı muarazanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Türkiye Profesyonel 1. lig müsabakalarının UEFA, esaslarına göre yayınlanması ve tüm yayın kuruluşlarını kapsayacak şekilde açılan ihale herkese açık olduğu halde hiçbir yayın kuruluşunun katılmadığını sadece müvekkili vekili yayın kuruluşunun katılarak 1996-1999 yıllarını kapsayan üç futbol sezonu için 140.101.000 liraya anlaştıklarını, 29.5.1996 tarihinde bağıtlanan sözleşme uyarınca 1. lig futbol müsabakalarının sadece müvekkili yayın kuruluşunca yayınlanacağını nitekim bu sözleşmenin iptali için açılan davaların red edildiğini, havuz sistemi mevcut iken kulüplerin başka yayın kuruluşları ile sözleşme yapıp maçlarını yayınlamayacaklarını, bu sözleşmelerin gereksiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece futbol maçlarının sadece davalı yayın kuruluşunda yayınlanması hususunda, Türkiye Futbol Federasyonunun, kulüplerin iradesi yerine geçerek havuz sistemi kabul etmeyen kulüpleri bağlayıcı biçimde ihale açıp sözleşme yapamayacağı, taraflar arasındaki 13.2.1995 tarihli sözleşmenin 11. maddeye uygun olarak davalı kulüpçe 24.2.1997 tarihli ihtarname ile fesh edildiği böylece davalı yayın kuruluşunun, davacı kulüp bakımından 1.6.1997 tarihinde yayın yapma hakkının sona erdiğini bu durumda davacı kulübün profesyonel futbol takımının kendi sahasında veya sahası sayılacak yerlerde oynayacağı 1. lig futbol maçlarının Türkiye Futbol Federasyonunca yeniden düzenleme yapılıncaya kadar, davalı TV kuruluşunda canlı ve banttan tamamen ve kısmen yayınlanmasını teminen davalının çıkardığı haksız muarazanın men'ine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır. Davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Taraflar arasında 1.6.1995- 31.5.1996 ve 1.6.1996 - 31.5.1997 futbol sezonunu kapsayan Fenerbahçe Spor Kulübünün 1. lig futbol maçlarının davalıya ait Televizyonda yayınlanması konusunda 3.2.1995 tarihli bir yayın sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşme uyarınca bir süre davacı kulübün 1. ligde oynanan maçlarının davalı Televizyon kanalı tarafından yayınlandığı davacı kulübün sözleşmenin verdiği izin uyarınca 24.2.1997 tarihli ihbarname ile sözleşmeyi 1.6.1997 tarihinden sonra yenilemeyeceğini davalıya bildirdiği, böylece yanlar arasındaki sözleşmenin 27.2.1997 tarihinde sona erdiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, 3813 sayılı Yasanın 10/O maddesinde yazılı Futbol ile ilgili Televizyon, radyo, basılı eser yayınları ile her türlü reklam konusunda ticari ve mali hakları düzenleme hak ve yetkisinin Türkiye Futbol Federasyonuna ait olduğu gerekçesiyle 22.4.1996 tarihinde Futbol maçlarının yayını için bir birlik oluşturarak havuz sistemine geçilmesine karar vermiş ve hazırlanan şartname uyarınca 1. lig futbol takımlarının müsabakalarının Türkiye Futbol Federasyonu tarafından ihale açılmak suretiyle yayın kuruluşlarına ihale edileceği ve elde edilen gelirlerin kulüpler arasında pay edileceği benimsenmiş ve bu cümleden olmak üzere 22.5.1996 tarihinde açılan ihaleye davalı yayın kuruluşu katılmış ve 1996/1999 dönemi futbol müsabakalarının yayın hakkını (140,101,000) USD. karşılığı davalı yayın kurumunda kaldığı ve federasyonca davalı yayın kuruluşu ile 29.5.1996 tarihinde sözleşme yapıldığı ve bu sözleşme ile anılan dönemde Türkiye 1. lig futbol müsabakalarına ait yayın hakkının davalı yayın kuruluşuna verildiği dosyadaki kanıt ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava tarihi itibariyle havuz sistemine dahil olmayan davacı kulübün maçlarının davalı yayın kuruluşunca kendi televizyonunda yayınlanıp yayınlanmayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve görevleri hakkındaki Kanun 1. maddesine göre, Türkiye Futbol Federasyonu Özel Hukuk hükümlerine tabi ve tüzel kişiliğe sahip Özerk bir kuruluş olduğu vurgulandıktan sonra, aynı yasanın 2. ve 10 uncu maddelerinde de futbol ile ilgili yayın, reklam, mali ve ticari konuların düzenlenmesinin futbol federasyonuna ait olduğu, aynı Yasanın 29 uncu maddesinde ise futbol müsabakalarının televizyon ve radyodan yayınlanmasının düzenlenmesi ve programlanmasının federasyona ait olduğu, kulüplerin bu konuda yayın kuruluşları ile yapacakları sözleşmelerin, federasyonun gözetim, denetim ve onayına tabi olduğu açıklanmıştır. 29 uncu maddenin Anayasaya aykırı olduğu iddiası Anayasa Mahkemesinin 10.6.1997 gün 1997/4755 sayılı kararı ile red edilmiştir. UEFA, Ana statüsünün 14. maddesinde de gerek sesli ve gerek görüntülü futbol maçlarının yayınlarının yapılmasına izin vermek konusundaki münhasır hakkın UEFA'ya ve onun üyesi olan federasyonlara ait olduğu benimsenmiştir. Bu ilkeler doğrultusunda Federasyonca bağıtlanan sözleşme gereği profesyonel 1. lig kulüplerinin maç yayınlarının münhasıran davalı kulübe verildiği anlaşılmaktadır. 3813 sayılı Yasanın getirdiği bu havuz sistemi düzenlemesinin amacının parasal kaynak yaratılması, yayın engeli getirmek suretiyle bu sistemin işlerliğinin sağlanması, bu suretle futbolun ve futbol kulüplerinin gelişmesinin ve parasal imkanlarının genişletilmesi olduğu görülmektedir. 29.5.1996 tarihli sözleşme ile Cine 5'e tanınan yetkilerin Anayasada yer alan basın ve haber alma özgürlüğünü kısıtlayıcı ve rekabetin korunması hakkındaki yasa hükümlerine ve ayrıca BK. 20 maddesine aykırı olmadığı kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Dairemizin 8.6.1998 gün E.1998/90 K. 1998/4204 sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.
Bu durumda davalı yayın kuruluşunun Yasa ve sözleşme ile elde ettiği 1. lig futbol maçlarını münhasıran yayınlama yetkisinin mevcut olduğu, bu sözleşmenin havuz sistemine girmeyen kulüpleri de bağlıyacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin 27.2.1997 tarihinde sona ermesi ve davalı yayın kuruluşun Futbol Federasyonu ile imza ettiği 29.5.1996 tarihli sözleşme uyarınca kulüplerin futbol müsabakalarını yayın hakkının davalı yayın kuruluşuna ait olup, yayın engeli uygulamasının Anayasa ve Kanunlara aykırı olmadığından bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın geri verilmesine, 10.11.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy