(6762 S. K. m. 781)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26/5/1998 gün ve 1997/531-1998/706 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22/12/1998 gün ve 1998/7573-9255 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, nakliyat rizikolarına karşı müvekkili şirket tarafından sigortalanmış cam emtiasının davalı tarafından yapılan taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle sigorta ettirene (255.402.835) lira tazminat ödendiğini ileri sürerek bu meblağın reeskont faizi ile rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, taşınan malın kapalı ve mühürlü konteyner içinde teslim alınmış olup, konteynerin brandası ve orijinal mührünün boşaltma yerinde açıldığını, yükün daha önce deniz yoluyla taşınmış olup, hasarın kara taşıması ayağında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia ve savunmaya, toplanan delillere nazaran, davalının kapalı ve mühürlü konteynerler içinde teslim aldığı sigortalı emtianın boşaltılması sırasında hasarlı olduğunun sabit olduğu, ancak her ne kadar konteyner mührünün sağlam olmasının tek başına sorumsuzluk karinesi için yeterli değil ise de, 31/10/1996 tarihli tutanak kapsamı ve davalının taşımanın kısa bir ayağını gerçekleştirmiş ve bu taşıma sırasında bir kaza veya hasar için bir delil de olmaması nazara alındığında kurtuluş karinesinin davalı tarafından kanıtlandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taşıyıcının aksini ispat edemediği hallerde malı sağlam olarak teslim aldığının kabulü gerekir. Şayet taşınan mal hasarlı olarak tahliye edilmiş ise, taşıyıcı ancak, TTK.nun 781. maddesine göre kurtuluş beyyinesi getirip kanıtlaması koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. Dairemiz yerleşmiş içtihatlarına göre taşımanın kapalı konteyner içinde yapılıp, konteyner mührünün bozulmadan ve açılmadan konteynerin alıcısına ulaştırılmış olması tek başına taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaran bir beyyine olarak kabul edilmemektedir. Esasen, ınahkemece de bu ilke benimsenmiş olmakla birlikte, 31/10/1996 tarihli tutanak ile taşıyıcının kurtuluş karinesi getirdiği kabul edilmiştir. Oysa, mahkeme gerekçesinde belirtilen ve dosyada mübrez 31/10/1996 tarihli tutanak incelendiğinde, sadece hasarın tespitine ilişkin bir belge mahiyetinde olduğu görülmektedir.
Her ne kadar konteynerler daha önce deniz yoluyla taşınmış ve davalı, taşımanın son kara ayağını gerçekleştirmiş ve mühürler bozulmadan konteynerler alıcısına ulaştırılmış ise de, davalının çekincesiz kabul ve taşıdığı yükün hasarlı tahliye edildiğinin anlaşılmasına göre davalının ilk taşıyıcıya rücu ve kusur durumları gerektiğinde açılacak rücu davasında tartışılıp sonuçlandırılacaktır.
O halde, mahkemece,yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde inceleme yapılıp bir karar vermek gerekirken, TTK.nun 781. maddesi anlamında taşıyıcıyı sorumluluktan kurtaracak nitelikte olmayan 31/10/1996 tarihli tutanak kapsamına göre, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 20.10.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy