(1086 S. K. m. 275) (6762 S. K. m. 1301)
Dava: Taraflar arasındaki rucüen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 7.7.1998 gün ve 1997/806-1998/1356 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.1998 gün ve 1998/7318-8870 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili; davalılara ait araçların neden olduğu kazada müvekkile kasko sigortalı aracın hasarlandığını, olayda davalıların araçlarının 8/8 oranında kusurlu olduklarını, sigortalıya hasar tazminatı olarak 1.646.461.000 liranın ödendiğini, TTK. 1301. maddesi uyarınca hasar sorumlularına rücu hakları doğduğunu ileri sürerek 1.646.461.000 liranın 8.5.1997 tarihinden itibaren reeskont oranı üzerinden faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar vekilleri; izafe edilen kusur ve istenen hasar bedelinin fahiş olduğunu ileri sürerek ayrı ayrı davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre; her ne kadar zincirleme kazada kusur oranlarının ilk bilirkişi raporunda tümüyle davalı B.'a ait araç sürücüsüne verilmiş ise de, kazanın oluş biçimi itibariyle kaygan yolda zincir takmayarak kayıp yolun sağında durmak zorunda kaldığı, aynı şekilde sonradan arkasından gelen B.'a ait aracın sürücüsünde zincir tedbirine başvurmamış olması sonucu yolun sağını işgal eden sigortalı otobüse çarptığı, bu oluş biçimi itibariyle sigortalı araç sürücüsüne de %50 oranında kusur izafe eden ikinci bilirkişi raporunda itibar etmek gerektiği, olayda davalı Ahmet'in kusurunun bulunmadığı, sigortalı araçta 1.508.315.231 liralık hasar oluştuğu, hasardan davalı B.'a ait araç sürücüsünün kusuruna isabet eden miktarın 754.157.000 lira olduğu gerekçesiyle davalı B. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 754.157.000 TL. nın 8.5.1997 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte B.'dan tahsiline davalı Ahmet hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, rucüen tazminat davasıdır. Trafik kaza tutanağına göre, sigortalı otobüs, önünde seyretmekte olan aracın kayarak yolu kapatması nedeniyle durmuş ve bu sırada zincir takmakta iken, arkadan gelen davalı B.'a ait araç da zincirsiz olduğundan aracını kaydırarak sigortalı otobüs ile önünde duran kamyona çarpmıştır.
Yukarıda açıklanan trafik kaza tutanağındaki oluş şekli, ilk bilirkişi raporundaki kusur irdelemesinde tüm kusurun davalı B.'a verilmiş olması karşısında, davalı B. vekilinin itirazı üzerine yeniden seçilen bilirkişi kurulu raporunda, zincirsiz yola çıkan ve zincir takmak için önündeki aracın yol kapatması nedeniyle duran sigortalı araç sürücüsüne %50 ve davalı B.'a da aynı gerekçelerle %50 kusur verilmiş, ancak diğer davalı Ahmet'e yani, kayarak yolu kapatan kamyon sürücüsüne kusur verilmemiştir. Bu rapora hem davacı sigorta şirketi vekili hem de davalı B. vekili itirazda bulunmuştur. Mahkemece; karar yerinde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nasıl giderildiği tartışılmamış, 2. rapora itibar edilmesinin gerekçesi gösterilmemiştir. Sonuç olarak her iki rapor arasında mevcut çelişki giderilmemekle ve davacı ve davalı B. vekilince itiraza uğrayan rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.
HUMK. nun 275. maddesi uyarınca hakim, çözümü teknik bilgiyi gerektiren durumlarda bilirkişi incelemesi yoluna başvurmalıdır. Ancak alınan bilirkişi raporları açıkça çelişkili bulunduğu durumlarda raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin ve 2. rapora itibar edilmesini gerektirir üstün ve öncelikli hususlar karar yerinde tartışılıp gerekçelendirilmeksizin hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yapılacak iş, yeniden oluşturulacak trafik uzmanlarından oluşan kurul aracılığı ile her iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi sigortalı araç ile aynı durumda bulunan diğer davalı Ahmet'in de kazanın oluşumundaki etkisi göz önüne alınarak düzenlenecek rapor ve diğer deliller de göz önünde tutularak sonucuna göre karar vermek gerekir iken, yazılı şekilde itiraza uğrayan ve çelişki oluşturan rapora dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 03.11.1999 gününde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy