(743 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 97/1) (2004 S. K. m. 24/4, 30)
Taraflar arasındaki şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Giresun İcra Tetkik Hakimliğince davanın reddine dair verilen 25.12.1997 gün ve 1997/57 - 77 sayılı kararın incelenmesi davacı tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12.3.1998 gün ve 1998/2167 - 3024 sayılı ilamı;
(... Takip dayanağı ilamda davalıların ilamda belirtilen işi yapmadıkları takdirde davacı tarafından yapılarak bedeli olan 18.000.000- TL. nın davalılardan alınmasına karar verilmiştir. İlamda işin bedeli 18.000.000- TL. olarak tayin edildiğine göre bu miktardan fazlasını ödemeye borçlular icbar edilemez. İcra müdürünün bu konudaki işlemlerinin iptali gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İ.İ.K.'nun ikinci bab'ında düzenlenen ilamların icrası; her ilamın niteliğine göre, infazını belli maddeler ışığı altında belli kurallara bağlamıştır. Maddeler arasında uygulanması gereken ortak noktalarda bir diğer maddeye atıfta bulunularak paralellik sağlanmakla yetinilmiştir. Örneğin; menkul tesliminde icra emrinin muhtevası İ.İ.K.'nun 24/II de açıklandığından, müteakip maddelerde aynı açıklamaya gidilmeyip sadece icra emrinin 24. maddede yazılı şekilde bir icra emri tebliğ... suretiyle denilmekle yetinmiştir.
Her ilam niteliği itibariyle farklı istek ve sonuçları oluşturur. Menkul teslimi İ.İ.K. 24. madde, çocuk teslimi İ.İ.K. 25. madde, gayrimenkul tahliye ve teslimi İ.İ.K. 26. madde, bir işin yapılmasına dair olan ilamlar İ.İ.K.'nun 30. maddesinde ayrı ayrı düzenlenmiştir. Bu babda ilk düzenleme menkul teslimine ilişkin olup, İ.İ.K.'nun 24/4. maddesi takip konusu ilamda belirlenen bedele değer atfetmiştir. Anılan madde de Yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır. Vermezse ayrıca icra emri tebliğine hacet kalmaksızın haciz yoluyla tahsil olunur. Menkul malın değeri, ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde, icra müdürü tarafından takip tarihindeki rayice göre takdir olunur. Hükmünü getirmekle ilamdaki değeri esas aldığı şüpheye yer vermeyecek biçimde ortadadır. İlanda bedel belirtilmemişse ve de taraflar arasında bu konu ihtilaflı olursa malın takip tarihindeki rayice göre değerinin icra müdürünce takdir edileceğini açıkça hükme bağlamıştır.
Tabidir ki, Türkiye gibi enflasyon oranı yüksek bir ülkede, ilam tarihindeki değerle takibin infazla sonuçlandırılması adalet açısından ne denli doğru olduğu tartışılabilir. Bir malın iadesinde güdülen amaç, eşyanın aynı veya ayında gizli olan gerçek değeridir. Ne var ki, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen somut olayla İ.İ.K.'nun 24/4. maddesinin doğrudan bir ilgisi olmadığından bu konudaki rahatsızlığımı belirtmekle yetineceğim.
Bir şeyin (işin) yapılmasına ilişkin ilamların infazı da menkul teslimine ilişkin ilamların yerine getirilmesi tarzında ayni bir icradır. Kural, işin aynen yaptırılmasıdır. İ.İ.K.'nun 30. maddesi gereğince ilam konusu yalnız borçlu tarafından yapılabilecek bir iş olmayıp, diğer bir kimse tarafından yapılması gereken bir iş ise örneğin, Hukuk Genel Kurulu önüne gelen somut olayda olduğu gibi, büzlerin döşenerek, istenmeyen suların alacaklı arazisi dışına akıtılması gibi. Bu halde alacaklı B.K.'nun 97/1. maddesindeki seçim hakkına sahiptir. Bu seçimlik hakkını aşağıdaki şekilde kullanabilir.
1- Örnek 53 icra emrini borçluya tebliğ ettirmek suretiyle, belirli süre içinde, borçlunun işe başlamasını ve bitirmesini isteyebilir.
2- Alacaklı isterse, işin yapılması için gereken masrafları icra müdürüne hesaplattırır, bu gideri ayrıca hükme gerek kalmadan ilerde borçludan alınmak üzere, alacaklı tarafından icrasına ödenerek ilam infaz ettirilir ilerde hükme hacet kalmaksızın açıklamasından anlaşılması gereken, ilamdaki değerle bağlı olmaksızın, infaz için belirlenen bedeli borçlunun ödeme zorunluluğunda olmasıdır.
3- Alacaklı dilerse, ilamın infazı için gerekli, hesaplanan gideri, yine hükme hacet olmaksızın, borçlunun yeterli malını haczettirmek suretiyle işi yaptırır.
4- Borçlu hakkında aleyhe verilmiş ilamın varlığı ve borçluya ilamın infazı için gereğini yapmasına olanak tanınması koşuluyla, gideri borçluya ait olmak üzere işin bizzat alacaklı tarafından yapılması için izin isteme hakkı vardır.
Dikkat edilecek olursa bütün bu hallerde Yasa Koyucu İ.İ.K.'nun 24/4. maddesindeki gibi, ilamda belirtilen değere hiçbir atıfta bulunmamış, aksine infaz için gerekli masrafın bizzat icra müdürü tarafından ehlivukufa takdir ettireceğine belirtmiştir. Amaç, ilamdaki işin yapılmasını gerçekleştirmektir. İlamda belirlenen bedel keşif tarihindeki harca esas değerdir. Menkul teslimi ile bir işin yapılmasına dair olan ilamlar farklılık arz eder. Tek ortak noktası Yasa Koyucu'nun belirttiği gibi icra emrinin 24. maddesinde açıklandığı şekilde düzenlenmesidir. Yukarıda açıkladığım gibi, icra müdürünün işin yapılmasına yönelik hesaplattırdığı masrafı borçlu vermek zorundadır, vermezse malını haczettirerek temin etmek yolu da aynı Yasa maddesi ile tanınmıştır.
Bu konuda ilerde hükme hacet kalmaksızın cümlesinden anlaşılacağı gibi, alacaklının dava açıp, bedelin tahsiline gerek olmadığıdır. Aksini düşünürsek, ilamdaki cüzi bedeli ödeyerek borçluyu sorumluluktan kurtarırız. İlamı infaz edilemez, cebri icra gücünü işlemez hale getiririz. Madde hükmü yoruma yer vermeyecek şekilde açıktır.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen olayda; 1993 yılı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Birim Fiyatları Cetveli'nden alınarak 25.3.1994 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplanan işin yapılması için gereken masrafın (18.000.000- TL.'nın), yaklaşık bir yıl sonra 17.4.1995 tarihli hükümde esas alınması, yukarıda açıklanan maddenin açık hükümleri karşısında sonuç doğurmaz. 29.1.1996 tarihinde alacaklı takibe başlamakla, ilamın infazını zamanında istemediğinden sonucuna katlanmalıdır tarzındaki bir yoruma da kanımca katılmak olanaksızdır. Kaldı ki, somut olayda ilam tarihinde takip yapılsa dahi, ilamda belirlenen 18.000.000- TL.'nın infaz için gereken masrafın çok daha gerisinde kaldığı da duraksamaya yer vermeyecek şekilde ortadadır. Temennim odur ki, İ.İ.K.'nun 30. maddesi kapsamına giren ilamlarda; belirlenen değerin keşif tarihindeki değer olduğu, infaz sırasında bu bedelin günün koşullarına göre yeniden icra müdürlüğünce İ.İ.K. hükümlerine uygun olarak tesbitinin mümkün olacağına ilişkin bir açıklamanın ilgili mercilerce hükümde belirtilmesi son derece yerinde olur.
M.K.'nun 2. maddesine göre; iyi niyetli borçlu edimin ne olduğunu bildiğinden talep olunmaksızın ilam gereğini yerine getirmesinde yasal bir engel de yoktur. Ne var ki, her iki halin de merci nezdinde tartışılması mümkün değildir. O halde hemen infaza gidilse dahi tespit edilen bedel ilam tarihine göre yaklaşık iki yıl öncesinin birim fiyatları esas alındığından, İ.İ.K.'nun 30/II maddesinin uygulamaya ilişkin getirdiği kurallardaki isabetin de açık bir örneğidir.
Yukarıda açıklanan açık madde hükmü karşısında merci kararının yerinde olup onanması görüşüyle Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluk bozma düşüncesine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy