(2004 S. K. m. 89) (818 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasındaki şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hakimliğince şikayetin kabulüne dair verilen 28.5.1998 gün ve E. 98/140 K.98/237 sayılı kararın incelenmesi Davalı (alacaklı) vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 6.10.1998 gün ve E.98/9638-K.98/10224 sayılı ilamı ile;
(... Şikayetçi 23.3.1998 tarihli dilekçesinde 89/1 haciz ihbarına karşı yapılmış olan itirazı yetkisiz kişi tarafından yapılması nedeni ile geçersiz sayan 28.1.1998 tarihli İcra Müdürlüğünün kararının kaldırılmasına ve 89/2 ihbar sonucu haczedilerek konuşmaya kapatılan telefonların konuşmaya açılmasını talep etmiştir. İptali istenen 28.1.1998 tarihli İcra Müdürü kararı şikayetçiye tebliğ edilmemiş ise de; 12.2.1998 tarihinde icra müdürlüsüne verdiği dilekçeden 16.2.1998 tarihinde, tebliğ edilen 89/2 haciz ihbarnamesinden ve bizzat temsilci huzurunda 14.2.1998 tarihinde yapılan haciz uygulamasından 89/1 ihbarına karşı yaptığı itirazın icra müdürlüğünce geçersiz kabul edilerek işlem yapıldığını sözü edilen tarihlerde öğrendiğinin kabulü gerekir. En son öğrenme tarihi 16.2.1998 esas alınsa bile 23.3.1998 tarihinde yapıları şikayet 7 günlük yasal süre içersinde değildir. İptali istenen icra müdürünün kararında yasaya aykırılık olmadığından ve işlemin mahiyeti İİK. nun 16/2. maddesi kapsamına da girmediğinden olayda süresiz şikayet hakkının varlığından söz edilemez. Bu nedenle mercice şikayetin süre aşımı nedeni ile reddi gerekirken süresiz şikayet hakkının olduğunun kabulü isabetsizdir. Kabule göre ise; 89/1 ihbarına karşı 22.12.1997 tarihinde şirket adına itirazda bulunan Ahmet Fazıl Çil'in anılan tarihte şirket temsilcisi olmadığından itirazı geçersiz kılan 28.1.1998 tarihli icra müdürlüğü kararında usulsüzlük yoktur. Sonradan 15.1.1998 tarihinde şirket yetkilisinin değiştirilerek Ahmet Fazıl Çil'in yetkili kılınması yetkisi olmadığı tarihte yaptığı işlemi geçerli kılmaz. BK.nun 38. maddesindeki icazet durumunun olayda uygulama yeri olmadığı halde mercice icazet olduğundan bahisle süresinde yapılmayan şikayete de değer verilerek 3.kişi borçlu hakkında yapılan tüm işlemlerin yok sayılmasına müncer olacak şekilde yazılı şekilde sonuca gidilmesi de doğru değildir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 12.05.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy