(2004 S. K. 58, 67, 68)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yaplan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hakimliği'nce davanın kabulüne dair verilen 15.10.1998 tarih ve 1998/469-573 sayılı kararın incelenmesi, davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 22.12.1998 tarih ve 1998/14339-14815 sayılı ilamı ile; (... 1- Avukatlık Ücret Sözleşmesi İİK 68. maddesinde belirtilen belgelerden olmadığından alacaklının bu belgeye dayanarak itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü isabetsizdir.
2- Kabule göre ise;
Takip hukukundan doğan uyuşmazlıklardan müddeabih ister TL, ister yabancı para olsun tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibarıyla haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu nedenle İİK'nin 58/3. maddesi de göz önüne alındığında, mercice, icra inkâr tazminatına, yabancı para alacağının takip tarihindeki rayicine göre TL karşılığı üzerinden hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde inkâr tazminatının yabancı para olarak takdir edilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararnın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 22.12.1998 tarih ve 1998/14339-14815 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle icra takibine konu belge ( Avukatlık Ücret Sözleşmesi)nin hukuki nitelik ve akit iradelerine göre işin hallinin mahkemeye muhtaç belgelerden olmasına, o nedenle kayıtsız şartsız borç ikrarını havi senetlerden sayılamayacağı, bu durumda İİK'nin 68. maddesinde belirtilen anlamda belge niteliğinde görülmemesine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenin özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nin 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 16.6.1999 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy