(2004 S. K. m. 21, 149, 150) (7201 S. K. m. 34, 35)
Dava: Taraflar arasındaki "şikayet" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara İcra Tetkik Mercii Hakimliğince davanın reddine dair verilen 24.6.1998 gün ve 1998/179 - 187 sayılı kararın incelenmesi davacı borçlu vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 6.2.1999 gün ve 1998/13814 - 1999/960 sayılı ilamı:
(... Takibin dayanağı ipotek akit tablosu içeriğine göre, ipotek, doğmuş - doğacak borçlar için verilmiş teminat (limit) ipoteğidir. Borçluya icra emri çıkarılabilmesi için, alacaklının İİK.'nun 150/ı maddesinde yazılı prosedürü yerine getirilmesi zorunluluğu vardır. Borçlu adına gönderilen 15.5.1998 tarihli hesap kat ihtarnamesinin adreste bulunamadıkları ve muhtarlık kayıtlarında da yeni adreslerinin yazılı olmadığı belirtilerek bilare tebliğ iade edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda İİK.'nun 150/ı maddesinde öngörülen koşullar oluşmadığı için icra müdürünün borçluya 152 örnek ödeme emri yerine, 151 örnek icra emri göndermesi Yasa'ya aykırıdır. İpotek akit tablosunun 12. maddesinde borçluya atfen, (İİK.'nun 21. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla banka tarafından yapılacak her türlü tebligat İrfan Başbuğ Caddesi 10/21 - Ankara adresine vuku bulduğu takdirde, tebligatın şahsıma yapılmış tebligat olacağını şimdiden kabul ve beyan ederim) ibarelerinin yazılı olması İİK.'nun 150/ı maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan hesap kat ihtarnamesinin tebliği şartını ortadan kaldırmaz. Akit tablosunun anılan maddesinde yer alan tebligat hükmü bu adreste, ama, usulüne uygun bir tebligatın gerekli bulunduğunu ifade eder. 7201 sayılı Kanun'un 34. Maddesi gereğince noterler, ayrı Kanun'un 35. Maddesine göre işlem yapamaz iseler de, noterin ilanen tebligat yapmasını engelleyen bir hüküm yoktur. O halde, İİK.'nun 150/ı maddesinde yazılı koşullar oluşmadığından şikayetin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hükme etkili itirazların Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 6.2.1999 gün ve 13814 - 960 sayılı ilamında ayrı ayrı ele alınıp cevaplandırılmış bulunmasına ve özellikle hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa'ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 30.06.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy