(3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 27.11.1995 gün ve 1990/687-1995/383 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 14.05.1996 gün ve 1996/4331-4590 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı Hazine, 20.11.1979 tarihinde Hazine adına tescil olunan 5 nolu parselin davalılar murisi tarafından 20.11.1979 - 31.07.1990 tarihleri arasında kiraya verilmek suretiyle gelir temin edildiğini iddia ile tahsil edilen 3.329.425 TL.'sının 1.839.220 TL.'sı faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, yerin murisleri adına tapuya kayıtlı olduğu halde haksız şekilde Hazine adına tescil olunduğunu, hakları olan kiranın toplandığını savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı Hazine tarafından temyiz olunmuştur.
Dava konusu taşınmazın 20.11.1979 tarihinde tapulamadan davacı hazine adına tescil edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Davalıların hazineye ait bu taşınmazı üçüncü kişilere kiraya vermeleri halinde tahsil ettikleri kira paralarını vekaletsiz tasarruf hükümlerine göre davacı hazineye geri vermekle yükümlüdürler. Taşınmaz mal tapulamaca hazine adına tescil edildiği ve aradan 10 yıl geçtiği için artık davalıların geri alma hakları düşmüştür. Bu nedenle mahkemece karara esas alınan taşınmazın aslında davalılara ait bulunduğu ve dava açmaları halinde geri alma imkânlarının var olduğu gerekçesine de bu koşullar altında itibara olanak bulunmamıştır. O halde mahkemece bu yön gözetilerek işin esası incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle isteğin reddedilmiş olması bozmayı gerektirir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA 17.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy