(6762 S. K. m. 669)
Dava: Taraflar arasındaki bono iptali ve olumsuz tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 11.11.1997 gün ve 1996/18-1997/784 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 18.5.1998 gün ve 1998/2638-4451 sayılı ilamı ile;
(... Davacı, davalının ödünç vermeyi kabul ettiği 2.000.000.000 TL. na karşılık bu parayı almadan davalıya duyduğu güven nedeniyle 2.000.000.000 TL. miktarlı bono verdiğini, davalının parayı ödemekten kaçındığını ve bonoyu diğer davalıya devredip sonunda icraya koyduğunu ileri sürerek, bono hile ve dolandırıcılığa dayalı olarak alındığından ve borç ilişkisi kurulmadığından icraya konulan senedin iptali ile davalılara borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Davalılardan Kazım İnan, Pendik'te bulunan inşaattan daire satışına karşılık davacıdan 2.000.000.000 TL. lık dava konusu senedi aldığını senetteki yazı ve imzanın davacıya ait olduğunu savunmuş, diğer davalı O.Nuri Yıldırım da davacı ile aralarında ticari bir ilişki bulunmadığını, dava konusu senedin ciro yoluyla kendisine geçtiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı Kazım'a vermiş olduğu 2.000.000.000 TL. lık senet karşılığının kendisine ödenmediğini, hile ile bu senedin elinden alındığını ileri sürerek bu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş ve davalının poliste verdiği ifadeye dayanmıştır. Davacının iddiasıyla ilgili başka bir yazılı delil yoktur. Dava konusu yapılan senet kambiyo senedi niteliğindedir ve diğer davalıya ciro yoluyla geçmiştir. Her ne kadar davalı Kazım İnan poliste verdiği 15.2.1995 tarihli ifadesinde, davacı iddiası doğrultusunda beyanda bulunmuş ise de, davalı bu ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, baskı ile alındığını bildirmiştir. Mahkeme dışı ikrar diğer delillerle doğrulanmadığı sürece bu ikrara itibar edilmez. Dinlenen davacı tanıklarının görgüye dayalı bilgiler olmayıp, tanıklar davacının beyanlarına atıf yapılmak suretiyle beyanda bulunmuşlardır. Bu durumda bu ikrara itibar edilmesi usulen mümkün değildir. Ne var ki davacı dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmış bulunduğundan, bu hak kendisine hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken usule ve yasaya uygun düşmeyen düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 69.100.000 lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.06.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy